HAVAİ VE YERALTI İLETİM HATLARININ GÜZERGÂHININ BELİRLENMESİ İÇİN SEÇİLEN PARAMETRELERE VE ÖLÇÜLEN DEĞERLERE GÖRE BİR RİSK METRİĞİNİN OLUŞTURULMASI

👤İsmail Öylek1 Metin Varan2 1Sakarya Üniversitesi Sakarya MYO, Bilgisayar Teknolojileri Böl., Sakarya, Türkiye; ioylek@sakarya.edu.tr 2Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fak., Elektrik Elektronik Müh., Sakarya, Türkiye; mvaran@sakarya.edu.tr

Şekil 1. Yeraltı / Havai Hatların Manyetik Alan Etki Mesafesi 🔍 Özet
Gün geçtikçe kalabalıklaşan dünya nüfusu, artan sanayi tesisleri ve artan refah koşulları ihtiyacını karşılamak için her geçen gün daha fazla enerji talebi oluşmaktadır. Talepte meydana gelen bu artış mevcut iletim hatlarının genişletilmesi ve yeni iletim hatlarının inşasını zorunlu kılmaktadır. Elektrik enerjisinin sağlıklı, güvenilir ve ekonomik bir şekilde sevk edilmesinde iletim hatlarında yapılacak bu genişleme ve ilavelerin rasyonel olarak yapılması önemli bir planlama unsurudur. Bu çalışmada havai ve yeraltı iletim hatlarının güzergâhının belirlenmesi için seçilen parametrelere ve ölçülen değerlere göre bir risk metriği oluşturulmuştur. Oluşturulan bu metrik yardımıyla havai ve yeraltı enerji iletim hatlarının en uygun güzergâh planlaması için bir karar-destek mekanizması kurulmuştur. İncelemesi yapılan muhtemel güzergâh lokasyonları için sıcaklık, nem ve basınç gibi meteorolojik bilgiler, şehirleşme oranı ve bitki örtüsü parametreleri üzerinden risk değerlendirmeleri yapılarak en uygun iletim şeklini ve güzergâh tayinini verecek seçimler oluşturulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Elektrik Enerji İletimi, Havai ve Yeraltı İletim Hattı, Güzergâh Tayini, Risk Metriği, Planlama Aracı

Tablo 1. Olası Hata Türleri ve Etkileri Analizi🔍

1. Giriş
Çalışmamıza konu olan elektrik enerjisinin son kullanıcıya iletilmesinde havadan ve yer altından taşıma yöntemleri kullanılmaktadır. Elektriğin ilk kullanılmaya başlandığı zamanlardan itibaren havadan iletilmesi yöntemine meyilli bir tutum izlenilmişse de günümüzde yer altından taşınması da önemli bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Havai hat olarak adlandırılan, kabloların direkler üzerinde havadan taşınmasına olanak sağlayan yöntem sayesinde birçok engel üzerinden atlanılmak suretiyle geçilebilmektedir. Çok uzak mesafelere ve yüksek voltaj değerlerinde enerji iletimi söz konusu olduğunda bu yöntem sıklıkla tercih edile gelmiştir. Ayrıca kurulum maliyetinin düşük olması ve arızaya müdahalenin de hızlı yapılabilmesi gibi etkileri, elektriği havadan taşıma konusunda belirleyici etkenlerdendir. Ancak çevresel şartların sisteme etkisi ve mukavemeti zaman zaman bu yöntemin bir handikabı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman ağır hava şartları havai iletim yönteminin önünde büyük bir engel oluştururken kimi zamanda modern şehirlerin görünümünü olumsuz etkilediğinden dolayı estetik açıdan da iletim hatlarının yer altına alınması söz konusu olmaktadır.🔍 
Bu çalışmada havai ve yer altı enerji iletim hatlarının olumlu ve olumsuz yönleri derlenmiş, devamında da Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA) yöntemi kullanılarak nüfus, bitki örtüsü ve iklim faktörlerine göre incelenen bölgelerin risk metriği oluşturulmuştur.

2. Enerji Nakil Hatlarının Projelendirilmesi Örnekleri
Enerji iletim hatlarının yöntemini belirleme ve en uygun rota oluşturmak için Korir ve Ngigi yaptıkları çalışmalarında Kenya’nın 2030 yılı hedefleri kapsamında ilerletmeyi düşündüğü enerji iletim hatlarının dizaynını konu almışlardır. Kenya’daki nüfus artışı ve çevresel, sosyal bilincin artması gibi etkenler elektrik iletim hatlarının yeni şartlara uygun şekilde modellenmesini zorunlu kılmıştır. Bu nedenle Thika, Kilimambogo ve Kiganjo isimli yerleşim birimlerini içine alan bir bölge baz alınarak hat uzunluğu, hattın geçeceği yerlerdeki toprak yapısı ve arazi kullanım yöntemleri, jeolojik ve topoğrafik etmenler göz önüne alınarak en az maliyetli güzergahın oluşturulmasına yönelik bir modelleme çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen güzergâh mevcut iletim hattına göre yaklaşık %5 oranında azalırken çevresel ve sosyal boyutların da hesaba katıldığı bir planlama elde edilmiştir. [1] Monteiro ve arkadaşlarının çalışmasında ise CBS yazılımı üzerinde dinamik bir yöntem ile çevresel kısıtlar kurulum, işletme ve bakım gibi masraflarla beraber değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında önerilen yöntem birçok kısıtı dikkate alarak maliyeti en düşük olan iletim koridorunu hesaplama amacını taşımaktadır. Önerilen model sadece havai hatlar üzerinde planlama yapmaktadır fakat yer altı hatlarına da uyarlanabilecek şekilde kurgulanmıştır. [2] Warner ve Diab ise Güney Afrika’nın KawaZulu-🔍 Natal bölgesini temel alan çalışmalarında, hassas bir ekoloji ve kompleks bir sosyal yapıya sahip olan bölgenin havai hat ile sağlanacak olan iletim yöntemini IDRISI isimli bir CBS yazılımı ile planlamışlardır. Bilgisayar destekli imkânlarla oluşturulacak rotada yer alan noktaların maliyet analizi, yer analizi ve bunların rotaya etkilerini hızlıca değerlendirmişlerdir. Kullanılan sistem tamamen kendi başına rotaya karar verememekte olmasına karşın karar vericiler için süreci hızlandırıcı bir araç olacak şekilde geliştirilmiştir. [3]

3. Havai ve Yeraltı Projelerin Avantaj ve Dezavantajları
Birçok enerji türünde olduğu gibi elektrik enerjisinin de üretim ve tüketim merkezleri birbirine çok yakın değildir. Bu durum kimi zaman enerji kaynağının coğrafi konumundan dolayı kimi zaman da güvenlik ve çevre kirliliği gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır. Ülkemizin durumu göz önüne alınacak olursa, elektrik enerjisi üretiminde kullanılan hidrolik ve termik santrallerin ciddi bir kısmı doğu ve güneydoğu bölgelerinde konumlu iken enerji tüketiminin büyük kısmını oluşturan yerleşim bölgeleri ise ülkenin batı tarafında yer almaktadır. Bu durum enerjinin yüzlerce kilometre taşınması anlamına gelmektedir.

Elektrik enerjisinin uzak noktalara naklinde havai ve yer altı iletim kabloları tercih edilir. Bazı noktalarda zorunlu olarak her iki yöntemin beraber kullanıldığı sistemler geliştirilmiştir. Şehirlerin birbirine uzaklığı ve nüfus yoğunlukları ile arada kalan ve yerleşim içermeyen arazilerin coğrafi özellikleri, enerji iletiminde iletim yöntemi ve güzergâh seçimi gibi durumları etkileyen en önemli unsurlardır.

Tablo 4. Yerleşim Bölgelerinin İklim Türlerine Göre Risk Etki Puanları🔍

3.1. Havai Enerji İletim Sistemleri
Elektrik enerjisinin iletiminde ilk yöntem olan havai hatlarla iletim, belli aralıklarla döşenmiş beton, ağaç veya metal konstrüksiyon direkler üzerinde yerden yükseltilerek çekilmiş kablolarla elektrik enerjisinin taşınması sistemidir. İlk uygulandığı zamanlarda bakır kablolar kullanılmışsa da zaman içinde bakırın maliyetinin yüksek oluşu ve özgül ağırlığının fazla olmasından dolayı yerini alüminyum kablolara bırakmıştır. Alüminyumun bakıra göre daha hafif ve düşük maliyetli bir ürün olmasından dolayı sonraki süreçte geliştirme işlemleri bu metal üzerinden çelik özlü alüminyum, Al-Zr (alüminyum-zirkonyum) şeklinde devam ettirilmiştir. Günümüzde elektrik iletim ağının büyük bir kısmı havai hatlarla sağlanmaktadır. Gerek ilk benimsenen yöntem olması, gerek arıza gidermenin kolay olması gerekse maliyet avantajı gibi birçok etken havai hatları cazibeli kılmıştır. Aşağıdaki bölümde havai hatların olumlu ve olumsuz yöntemleri sıralanmıştır [4].

Şekil 2. Elektromanyetik Alan Oluşumu Risk Durumu🔍

A) Havai Enerji İletim Sistemlerinin Avantajları
Kurulum maliyeti yer altı iletimine göre daha düşük olduğundan ekonomiktir.
Fazlar arasındaki hava boşluğundan dolayı dielektrik işlemi masrafı yoktur.
İşletme ve bakımı kolay ve ucuzdur.
Arıza noktasının tespit edilmesi ve onarımı yer altı hatlarına göre daha kolaydır.
B) Havai Enerji İletim Sistemlerinin Dezavantajları
Geçtiği yerlerde bulunan yerleşimciler için tehlikelidir.
Görüntü kirliliği oluşturduğundan estetik değildir.
Yıldırım, buzlanma, fırtına gibi doğal sebeplerden veya insan/hayvan müdahalesinden dolayı etkilenerek çabuk arızalanabilir.
Genellikle yalıtımsız durumda bulunduğundan paraşüt sporuyla ilgilenenler, hava araçları ve göçmen kuşlar için tehlikeli olabilmektedirler.
30 – 40 yıl gibi bir kullanım süresi olduğundan kısa ömürlüdürler.
İletim hatları altında kalan yerlerde manyetik ve elektrik alanları oluşmaktadır [5].

3.2. Yeraltı Enerji İletim Sistemleri
Elektrik enerjisinin iletiminde kullanılmakta olan ikinci yöntem, yer altı iletim hatlarıyla yapılanıdır. Havai iletim hatları her ne kadar yüksek gerilimli hatlarda yıllardır kullanılan bir yöntem olsa da kimi zaman uygulanamayacağı durumlar ortaya çıkabilmektedir. Fırtına, buzlanma ve yoğun sis gibi meteorolojik durumlar veya yüksek yapılaşma, tarihi bölgeler ve boğaz geçişi gibi coğrafi ve beşeri engeller enerji iletiminin yeraltından yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Her ne kadar bazı şartlarda kurtarıcı nitelikte bir özelliğe sahip olsa da kimi zaman yetersiz kalabilen yeraltı iletim hatlarının avantaj ve dezavantajları aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Şekil 3. İklim Bazlı Etkiye Göre Faz Toprak Arızası Oluşumu Risk Durumu 🔍

A) Yeraltı Enerji İletim Sistemlerinin Avantajları
Görüntü kirliliği oluşturmaz, estetik yönden avantajı vardır.
Atmosfer olaylarından (yıldırım, kar, fırtına) etkilenmezler.
Doğal şartlara fazla maruz kalmadığından daha uzun ömürlüdür.
Havai hatlar kadar bakım gerektirmezler.
Az arıza verdiğinden daha düşük işletme maliyetine sahiptir.
İnsan ve hayvan müdahalesinden oldukça az etkilenir.
Yerleşim yerlerine getirebileceği tehlike riski havai hatlara göre daha azdır.
Şehir içi iletimlerde yol ve caddenin durumuna göre kavis yapma, dönme işlemleri daha kolaydır.
Havai hatlara göre manyetik alan etkisi çok daha azdır.

B) Yeraltı Enerji İletim Sistemlerinin Dezavantajları
İlk kurulum ve döşeme maliyeti yüksektir.
Derin kazma yöntemiyle üretim yapan çiftçiler için tehlikeli arz edebilmektedir.
Problem olduğunda tespit edip başa çıkmak zordur. Farklı noktaları tekrar tekrar kazmak gerekebileceğinden hata giderme işlemi yüksek maliyetli ve görüntü bozucu olabilir.
Kapasitif etkilerden dolayı aynı tip kablo ile havai hatlara göre daha az akım taşınabileceğinden dolayı verimi azdır.
Kayaç yapısı olan zemine uygulanması zor ve yüksek maliyetlidir.
Coğrafi yapısı düz olmayan bölgelere döşenmesi zor ve yüksek maliyetlidir.
Su, doğalgaz, kanalizasyon, metro gibi hatlar kurulumu güçleştirebilir.
Plastik yalıtım malzemelerinin toprağı ne derece etkilediği henüz belirsizdir.
Havai hatlardaki arıza 1 günde giderilebilirken bu durum yer altı hatlarında 7-10 gün gibi uzun süreler alabilmektedir.
Alternatif akım iletimi göz önüne alındığında uzaklık mesafesi 100 km ile sınırlıdır [6].

Her iki iletim yönteminin de olumlu ve olumsuz yönleri bulunmaktadır. Bazı bölgeler için havai hatlarla iletim yapılması gerekirken bazı bölgelerde ise iletim hattının yer altına alınması kaçınılmaz olmaktadır. Bu yönden bakıldığında tamamen tek bir yöntemin tercih edilmesinden ziyade her iki yöntemin de karma bir şekilde kullanılması genel bir yaklaşım olarak kabul edilebilir [7].
İletim hattının tercihinde ekonomik sebepler her ne kadar önemli bir nokta olsa da insan sağlığı ve çevre dengesi de yadsınamayacak bir durumdur. Özellikle yüksek voltajlarda iletim yapılırken ortaya çıkan elektrik alanı ve manyetik bölge etraftaki canlılara kısa veya uzun vadede çeşitli zararlar verebilmektedir. Bu durumla ilgili yapılan bir çalışmaya göre iletim hatlarının çevresine ne derece zararlı olabileceği ve yerine göre hangi iletim sisteminin tercih edilmesiyle ilgili Şekil 1’de yer alan grafik yol gösterici olabilir. Grafikte havai, yer altı ve yalıtımlı bir şekilde döşenen yer altı hatlarının çevresinde oluşturduğu manyetik alan verileri gösterilmektedir.

Şekil 4. Bitki Örtüsü Bazlı Etkiye Göre Faz Toprak Arızası Oluşumu Risk Durumu 🔍

4. Analiz Edilecek Sistem Parametrelerinin Belirlenmesi
Enerji iletim sisteminin yöntemini belirlemek için birtakım veriler toplanıp değerlendirilmeli ve çıkan sonuca göre hangi iletim türünün kullanılacağına ve hangi güzergâhın tercih edileceğine karar verilmelidir. Toplanması gereken veriler iletim hattını kurulum ve işletme aşamasında etkileyecek faktörlerden oluşmaktadır. Bu faktörlerden ilki nüfus olarak değerlendirilebilir. İletim hattının taşınması esnasında hangi koordinatlara uğranması gerektiği, hangi bölgelerde yeraltı veya havai yöntemin kullanılacağı nüfusa göre şekillenmektedir. Nüfusun yüksek olduğu yerleşim bölgelerinin iç kısımları yer altı iletimine daha yatkın olduğu halde yerleşim bölgesinin haricindeki alanlarda havai hatların kullanılması daha mantıklı olmaktadır.

Bir başka faktör olan bitki örtüsü iletim hattının kurulumu ve işletilmesi süreçlerini ciddi manada etkileyen etmendir. Hattın ilk kurulumu esnasında her iki iletim yöntemi de bir miktar bitki örtüsüne zarar verebilmektedir. Fakat bitki örtüsü açısından değerlendirmede daha çok işletme süreci belirleyici olmaktadır. Çünkü hızlı büyüyen ve çok yükselen ağaç türleri havai hatlarda hattın üzerine devrilip tahrip etme veya temas sonucu yangın çıkarma gibi riskleri beraberinde getirmektedir. İletim hatlarını bu tehlikelerden korumak üzere sık sık hattın geçtiği noktalarda kesim ve budama işlemleri maliyet ve iş yoğunluğunu artırıcı bir etki oluşturmaktadır.

İletim hattının yöntemini belirleyen üçüncü faktör toprak kayaç yapısıdır. Sert bir zemine sahip olan bölgeler yeraltı iletiminin kurulumunu ciddi oranda zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda heyelan riskinin yüksek olduğu bölgeler veya geniş bataklık araziler her iki yöntem için de risk taşıdığından dolayı bu bölgelerin etrafından dolaşılması hem kurulumu hem de ileriki aşamaları garantiye alacak bir önlem niteliğinde olmaktadır. Fakat bu durum da mesafeyi artıracağından maliyeti yükseltmektedir.
Enerji iletiminde değerlendirilmesi gereken son ve önemli bir faktör de sıcaklık, nem ve basınç gibi birbiri ile etkileşim halinde bulunan meteorolojik etmenlerdir.

Sıcaklığın kış aylarında düşük değerlerde seyrettiği bölgeler kar ve buzlanma etkisinden dolayı havai hatlar için birtakım riskler barındırmaktadır. Aynı zamanda çok rüzgâr alan bölgelerde de havai hatların üzerine ağaç devrilmesi veya hattın direklerinin zarar görmesi gibi olumsuz durumlar yaşanabilmektedir.

5. Puanlama ve Risk Metriği Oluşturulması
Analiz edilecek sistem parametresi olarak nüfus, bitki örtüsü ve iklim olmak üzere üç adet faktör incelenmiştir. İncelemelerde Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA) yöntemi kullanılmıştır. Bu teknikte hata türü, etkileri ve riskinin analizi üzerine prosedürler oluşturularak incelemesi yapılan havai hat, yeraltı hat türü ve güzergâh tayininde dış ortam şartlarının etkileri değerlendirilmiştir.

FMEA metodolojisi sistem, tasarım, süreç veya serviste oluşabilecek hataların analizi ile değerlendirmesini ve azaltılmasını hedefleyen bir yöntemdir. [8]

Sistem tanımlamalarının bu metodolojiye uyarlanması sayesinde en uygun güzergâh ve enerji taşıma tipi belirlenerek enerji iletim ve dağıtım operasyonlardaki hataların önlenmesi, risklerini azaltması ile verimliliğin artırılarak maliyetlerin düşürülmesi planlanmıştır.

FMEA ürün ve süreçlerdeki var olan ve potansiyel hatalara ve problemlere karşı önlem almak için oluşturulan bir yöntemdir. Bu yöntem, sürecin fonksiyonu ve güvenilirliği açısından hataların etkisini ve bunları önlemenin adımlarını saptamaya yarayan sistematik bir yaklaşımdır. Hata veya arızaların ürüne yansımadan önlem alınmasını sağlama hedefini güder. [9]
RÖS: Risk Öncelik Sayısı olmak üzere RÖS: P x S x D ile hesaplanır.
İyi planlanmış bir FMEA,
Her hatanın sebeplerini ve etkilerini belirler,
Potansiyel hataları tanımlar,
Olasılık, şiddet ve fark edilebilirliğe bağlı olarak hataların önceliğini ortaya koyar,
Problemlerin takibi ve düzeltici faaliyetlerin uygulanması safhalarında yol gösterici olur.

FMEA’nın başarısı, çıkarılan sonuçların iyileşme ve gelişme stratejisi içinde kabul görmesine bağlıdır. [10]

Yerleşim bölgelerinin nüfus aralıklarına göre risk etki puan aralıkları Tablo 2’de verilmiştir. Risk etki puanlaması yapılırken nüfusun yoğun olduğu yerlerde riskin daha yüksek olacağı referans alınmıştır. Tablo 3’de bitki örtüsü risk değerlendirmesi yapılırken bölgenin orman örtülü yerleri özellikle havai hatların olduğu bölgeler için yüksek risk kategorisi olacak şekilde puanlanmıştır. Bunun sebebi ormanlık bölgelerde yangın oluşumu ve faz-toprak/ faz-faz arızalarının yoğun olması olarak düşünülmüştür. Tablo 3’de verildiği üzere yangın ve faz arızaları için nispeten daha az riske sahip meşe ve bozkır alanlar daha düşük risk puanları ile referans edilmiştir.
Tablo3’de aynı zamanda yağış miktarı ve rüzgâr hızına göre risk etki puanlaması yapılmıştır. Yağış miktarının özellikle de iletim hatları için oluşturduğu risk etkisi oldukça yüksektir.
TEİAŞ İletim Sistemi Yıllık Arıza Raporları [11] incelendiğinde iklime bağlı arızaların sıklığı açıkça görülmektedir.

Yeraltı hatları dış etkilere bağlı arıza bölgelerinin tespit edilmesi havai hatlara göre zordur. Bu durum yeraltı hatlarda meydana gelen bir arızanın giderilme süresini uzatacak bir etkiye sahiptir. Yerleşim bölgesinin nüfusu da dikkate alındığında böylesi bir arızadan dolayı meydana gelebilecek zararların boyutları oldukça yüksek olabilir. Yeraltı hatların en önemli arıza risklerinden bir tanesi de şüphesiz iletkenler üzerinde biriken yağmur sularıdır. Bu değer iklim ve toprak yapısı ile doğrudan ilişkili olup etki puanı yerleşim bölgesinin nüfusu ile orantılıdır. Yeraltı hatlarında meydana gelebilecek izolasyon arızalarının tespit ve bakım-onarım süreleri havai hatlara göre uzun olduğundan etki puanı yüksektir.

Tablo 4. Yerleşim Bölgelerinin İklim Türlerine Göre Risk Etki Puanları
Tablo 4’de etki incelemesi yapılan nüfus, bitki örtüsü ve iklim parametrelerinin elektromanyetik alan oluşumu, yangın oluşumu, faz toprak arızası oluşumu gibi arızalar ile havai ve yeraltı hat tiplerine göre risk puanlaması tablosu verilmiştir. Bu çalışmada incelemesi yapılan 60 yerleşim birimine ilişkin veriler Tablo 2’de nüfus aralıklarına göre, Tablo3’de bitki örtüsü ve yağış miktarına göre alt puanlaması yapılarak FMEA puanları oluşturulmuştur. Nihai FMEA risk puanını havai hat için RÖS(H)=S(H)*P(H)*D(H) çarpımı üzerinden hesaplanırken yeraltı hat için puanlama RÖS(Y)=S(Y)*P(Y)*D(Y) çarpımı yapılarak hesaplanmıştır.

Şekil 2’de incelemesi yapılan lokasyonlar arasında elektromanyetik alan oluşumunun havai hatlarda oldukça yüksek olduğu ve bunun yerleşim bölgesi nüfusuna orantılı olarak arttığı gösterilmiştir. Buna göre nüfus yoğunluğu yüksek olan 30, 37, 47, 50 ve 51 nolu bölgeler için RÖS(H) değerleri yüksek riskli olarak ortaya çıkmıştır.

Özellikle bu yerlerde mevcut ve yapılacak olan havai hatların elektromanyetik alan risk etkisinin yeraltı hatlara oranla çok daha fazla elektromanyetik alan yayılımı yapacağı aşikârdır.

Şekil 3’de incelemesi yapılan lokasyonların arasında iklim bazlı iletken kopması, direk devrilmesi gibi faz-toprak arızası oluşum riskinin havai hatlarda 150 ve üzeri RÖS(H) puanı ile yüksek olduğu ve bunun yerleşim bölgesi nüfusuna orantılı olarak arttığı gösterilmiştir.

Bölgede aşırı yağış ve kuvvetli rüzgâr oluşumlarının yüksek olması havai hatlarda faz-toprak arızası riskini arttırmakta ve yerleşim bölgesi nüfusu ile çarpan etkiyle risk puanı oluşmaktadır. İncelemesi yapılan yerleşim bölgeleri arasında havai hatların iklim etkisine açık olması dolasıyla 30, 37, 50 ve 51 nolu bölgelerin nüfus ve yağış miktarı RÖS(H) kategorisinde 200 üzerinde puan ile yüksek riskli olduğu görülmüştür.
Şekil 4’de incelemesi yapılan yerleşim yerleri arasında sırasıyla bitki örtüsüne göre risk incelemesi sonuçları verilmiştir. Nüfus da baz alınarak elde edilen RÖS puanına göre 51. bölge başta olmak üzere 32, 42 ve 44. bölgeler bitki örtüsü bazlı havai hat faz toprak arızası oluşum riski bakımından 180 puanın üzerinde bir riske sahiptir.

6. Sonuç ve Öneriler
Bu çalışmada nüfus, bitki örtüsü ve iklim parametrelerinin elektromanyetik alan oluşumu, yangın oluşumu, faz toprak arızası oluşumu ve iletkenlerde izolasyon bozulması gibi arızalar ile havai ve yeraltı hat tiplerine göre FMEA risk değerlendirmeleri yapılmıştır. İncelemesi yapılan yerleşim birimleri için hesaplanan risk değerlendirmeleri ilgili yerlere yapılacak enerji nakil hattı güzergâh ve hat tipi projelendirmelerinde kullanılabilir. Yerleşim yerlerine en uygun ve güvenilir enerji verilmesinin oldukça değerli olduğu günümüzde, gerçek zamanlı güzergâh tayini yapacak araçların çeşitlendirilmesi gerekmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile entegre yerleşim yerlerinde hali hazırdaki enerji envanterlerinin gerçek zamanlı izlemelerinin yapıldığı ve bölgenin nüfus, bitki örtüsü ve iklim bazlı kritik parametrelerin dikkate alınıp enerji arz güvenliğinin arttırılacağı karar destek araçlarının kullanılması kaçınılmazdır.

Referanslar
[1]  J. K. Korir, M. M. Ngigi, “The use of GIS in high voltage transmission line routing in Kenya: A case study of 132Kv Kilimambogo-Thika-Kiganjo Line, African Journal of Geography and Regional Planning”, Vol. 2 (1), pp. 208-217, May 2015
[2]  Monteiro, Claudio, et al., “GIS spatial analysis applied to electric line routing optimization”, IEEE Transactions on Power Delivery, Vol. 20, No. 2, pp. 934-942, April 2005
[3]  L. L. Warner, R. D. Diab, “Use of Geographic Information Systems in an Environmental Impact Assessment of an Overhead Power Line”, Impact Assessment and Project Appraisal, Vol. 20(1), pp. 39–47, 2002
[4]  Y. Saner, “Güç Dağıtımı (Enerji Dağıtımı) 3”, Birsen Yay., İstanbul, 2007
[5] MEB Komisyon, “Havai Enerji Hatları”, MEGEP Modülleri No: 522EE0131, Ankara, 2011
[6]  MEB Komisyon, “Yer Altı Enerji Hatları”, MEGEP Modülleri No: 522EE0132, Ankara, 2007
[7]  Dinçer, H., “Enerji İletim Hatlarının Oluşturduğu Manyetik ve Elektrik Alanlar”, Elektrik Müh. Dergisi, Sayı: 436, Kocaeli, 2009
[8]  Stamatis, D.H., “Failure Mode and Effect Analysis (FMEA)”, Annual Quality Congress, Cincinnati OH, Vol. 49, May.1995, pp. 246-254, 1995
[9]  Sachs, N., “Failure analysis of mechanical components”, Maintenance Technol., Sept. 1993.
[10] Arabian-Hoseynabadi, H., Hashem Oraee, and P. J. Tavner. “Failure modes and effects analysis (FMEA) for wind turbines”, International Journal of Electrical Power & Energy Systems, Vol. 32. (7), pp. 817-824, 2010
[11]  TEİAŞ, “2014 Yılı Arıza İstatistiği”, TEİAŞ İşletme Dairesi Bşk., 2015