Enerji, Şalt, Enerji Kalitesi, Pano, Trafo, Kablo, Motor, Kesintisiz Güç Kaynağı, Topraklama, Aydınlatma, Test-Ölçüm, Elektrik Proje-Taahhüt, Elektronik, dergi

RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN TEKNİK ÖMRÜ, DÜZENLİ BAKIMLARLA 25 YILA KADAR UZATILABİLİR

ÜLKE ENERJİ ALİ AYDIN GENEL MÜDÜR

Yenilenebilir enerjinin en önemli öğelerinden biri olan rüzgar enerjisi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek yaygınlaşıyor. Farklı bölgelerde ardı ardına rüzgar enerji santralleri kurulurken, rüzgar türbinlerine bakım ve onarım hizmetleri giderek önem kazanıyor. Biz de Ülke Enerji Genel Müdürü Ali Aydın ile rüzgar santrallerinin bakım ve onarımı ile bu alanda yaptıkları çalışmaları konuştuk.

Ülke Enerji olarak rüzgar enerji santrallerine hizmet veriyorsunuz. Bir rüzgar enerji santrali kurulduktan sonra neye ihtiyaç duyar ve bu noktada sizin verdiğiniz hizmetler neler bahsedebilir misiniz?

Rüzgar enerjisi santralinin tüm bileşenleriyle eksiksiz çalışması ve sürdürülebilir operasyonel faaliyetlerinin devamı esastır. Lisans işlemleri ve yasal süreçlerin eş zamanlı olarak tamamlanması ile birlikte yatırımcı ve üretici marka arasında anlaşmalar oluşturularak ticari süreçlerin tamamlanması gerekiyor. Türbinlerin nakliyesi ve hemen ardından montaj işlemlerinin tamamlanmasıyla rüzgar türbinlerinin sahadaki hayatı başlamış oluyor. Bu da neredeyse çeyrek asır enerji üretimi sağlayan hayatlarına başladıkları anlamına geliyor.

Rüzgar santrallerinin maksimum oranda operasyonel ve finansal fayda sağlayabilmesi için türbinlerinin düzenli bakımlarının yapılması gerekiyor. Bu da eğitimli teknisyen, teknoloji ve ileri düzey ekipmanın bir araya geldiği tecrübeli bir bakım hizmetine ihtiyaç duyduğu anlamına geliyor. Bu noktada bizler, santral bünyesinde bulunan türbinlerin eksiksiz, sorunsuz çalışması için gerekli olan bakımları gerçekleştiriyor ve muhtemel arızalara, problemlere gerekli çözümleri sağlıyoruz.

Dondurucu soğuk, fırtına, yağış, yıldırım çarpması gibi hava koşulları; kurulum, taşıma, kaldırma süreçlerindeki ihmaller ve metal yorgunluğu nedeniyle rüzgar türbinlerinde oluşan hasarlar, rüzgar enerji santrallerinin verimini azaltarak enerji üretimde kesintilere yol açabiliyor. Rüzgar enerjisine yönelik hızla artan beklentinin karşılanması için rüzgar türbini bakımlarına azami önemin gösterilmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Düzenli bakım ile teknik ömrünü ortalama 25 yıla kadar çıkartabilen rüzgar türbinleri, düzenli bakımların ihmal edilmesi nedeniyle 2 yıl içerisinde bile alarm verebiliyor.

Düzenli bakımların ihmal edilmesi nedeniyle yeni kurulan rüzgar türbinlerinde 2 yıl içerisinde bile alarm verdiğini söylediniz. Peki düzenli bakımın santral verimliliğine etkisi nedir?

Rüzgar türbinlerindeki plansız duruş, elektrik üretimi, gelir ve karlılığa önemli derecede etkileri bulunuyor. Bundan dolayı, durum tabanlı bakım ve daha fazla öngörülebilirlik sağlayan dijitalleştirme, enerji verimliliğini arttırmaya ve servis bakım maliyetlerini düşürmeye önemli derecede yardımcı olmaktadır.

Bir santralin hayat döngüsü içerisinde bakım ve onarımı ilk üç içerisinde sayabilirim. Santral kurulduktan sonraki dönemde gerçekleşen düzenli bakım ve tespit edilen problemlere karşı yapılan hızlı onarım, türbinlerin verimli üretim yapabilmesi için temel başlıktır. Dolayısıyla verimlilik açısından bakım onarım hizmetleri üst seviyede önem arz etmektedir.

Bu verimlilik, yatırım tarafına da finansal olarak pozitif yansımalara sahip olup, üreticiler açısından da kendi markalarının tercih edilme noktasında büyük önem arz etmektedir.

İNSANIZ HAVA ARAÇLARI, RÜZGAR TÜRBİNLERİNİN KANATLARI İÇİN KULLANILIYOR

Rüzgar santrallerinin bakım ve onarımı adına sunduğunuz teknolojik çözümler hakkında bilgi alabilir miyiz? Kullandığınız teknolojinin enerjiye ve çevreye etkisi nedir?

Ülke Enerji olarak, teknolojiyi yakından takip ediyor ve işlerimizde maksimum verimliliği hedefliyoruz. Yıllardan beri edindiğimiz tecrübelerle Türkiye Rüzgar Enerjisi sektörü içerisinde, gerek türbinlere verdiğimiz servis hizmetlerimizle gerekse de 2019 yılından beri çalışmalarımız arasına aldığımız kule, kanat erişim teknolojileri ve dronelarla birlikte türbinlerin en önemli parçası olan rüzgar türbini kanatlarında yaptığımız çalışmalarla ülkemize önemli kazanımlar sağladık.

Geçtiğimiz yıl sonunda kanatlarla alakalı operasyonlarımızda daha verimli olmak ve piyasaya bu gelişmeleri taşıyabilmek adına Almanya’da yerleşik olan ve Avrupa’da rüzgar türbinlerinde sıkça kullanılan, yüksekte çalışmak için platform üreticisi olan Käufer’in temsilciliğini alarak, kule ve kanat onarımları için yüksekte çalışma platformları ve tam donanımlı mobil bakım atölyelerini sektörümüzün hizmetine sunduk.

Kule ve kanat onarımları için alışılmış planlarda, ya vinç çözümleri ile maliyet ve süre açısından yüksek bedellere katlanılmakta ya da iple erişim yöntemi ile iş çıktılarındaki kaliteyi riske atan formüller izleniyordu. Müşterilerimize zemindeki çalışma ortamını yükseğe taşıyabildiğimiz mobil bakım atölyelerimiz ile türbin kanatlarının arıza ve tamirleri kısmında tam donanımlı ve kaliteli hizmet verebilir durumdayız. Böylece müşterilerimiz kendileri için en uygun çalışma ortamlarına sahip olabilir duruma geldi.

Ayrıca, 2019 yılında Ülke Enerji’nin türbin bakım, servis ve inceleme tecrübesi ile Sulzer Schmid’in en son teknolojiye sahip insansız hava araçlarının kombinasyonu, Türkiye’deki rüzgar endüstrisine benzeri görülmemiş bir kalite ve maliyet etkinliği avantajı sağladı. İş güvenliği risklerini minimize ettiğimiz ve çıkan iş kalitesini teknoloji ile katma değerli hale getirdiğimiz “İnsanız Hava Araçlarımız” ile rüzgar türbinlerinin kanatlarının kontrollerini otonom uçuşlar yaparak gerçekleştirebiliyoruz.

Bu çalışmalarda hedefimiz hız, yatırım güvenliği ve çalışan güvenliği. Bu yeniliklerle birlikte Ülke Enerji ve ekibimiz, yoğun ve başarılı bir seneyi geride bıraktı.

Çok teknik ve teknoloji ile iç içe bir iş alanından söz ediyorsunuz. Bu anlamda dünyadaki gelişmeleri takip etmek ve sürekli kendinizi güncellemeniz gerekir. Bu süreci anlatır mısınız?

Yapılan işin zorluğu ve öneminden dolayı teknisyenlerin gerekli eğitim ve teknolojik bilgiye de son derece hakim olmaları gerekiyor. Bir memleket meselesi olan rüzgar enerjisi alanında, geleceğin enerjisinin üretiminde önemli paya sahip olan teknik insan kaynağımızın birçok görevi bulunuyor. Kulelerin dışını denetlemek, ekipmanı incelemek, sorunlarını gidermek veya onarmak için kulelere tırmanmak, test ve analiz için türbin verilerinin toplanması, rutin bakımların yapılması, elektrikli bileşenlerin, mekanik ve hidrolik sistemlerin test edilmesi, yıpranmış veya arızalı bileşenlerin değiştirilmesi gibi kritik fonksiyonlarda teknisyenlerin payı çok büyük. Bu manada zorlu çalışma ortamında, önemli becerilere sahip olmanın gerektiği rüzgar türbini teknisyenliğinde, dikkat ettiğimiz ve büyük yatırımlar yaptığımız bir diğer önemli konu ise mesleki eğitim yeterliliği. Ülke Enerji olarak, çalışanlarımızın eğitimine büyük bir önem veriyoruz. Bu eğitimlerin neredeyse tamamını yurtdışında, bu işle alakalı çok daha yüksek tecrübeleri barındıran Avrupa ülkelerinde tamamlıyoruz.

Müşterilerimizin tamamı iş güvenliği ve enerji üretim sürekliliğine doğal olarak büyük hassasiyet gösteriyor. Dolayısıyla eğitimlerimiz teknik yetkinliklere odaklandığı kadar, çalışılan projenin katma değerini de gözetecek şekilde tasarlanıyor.

Bu eğitimlerin büyük çoğunluğunu yurt dışındaki kaynaklardan temin ediyoruz. Görevli teknik ekip arkadaşlarımız, bizzat Avrupa’daki uygulama sahalarında tamamladıkları eğitim döneminin ardından sertifikalarına kavuşuyor ve ülkemizdeki santrallerde görev almaya başlıyor. Biz de firma olarak sürekli eğitimlerle uygulamaların tutarlılığını ve güncelliğini yönetiyoruz.

Ancak diğer perspektifte operasyonel verimlilik ile çalışanlarımızın güvenliğini de bir arada değerlendirince, teknolojinin getirdikleri bize büyük bir alan kazandırıyor.

Örneğin, türbin incelemelerini daha hızlı ve detaylı yapabilmek için bünyemizde bulunan insansız hava araçları ya da onarımlar için yatırım yaptığımız yüksekte çalışma platformları, hep bu amaca hizmet ediyor.

Bu teknolojiler bize iş sağlığı ve güvenliği açısından büyük avantaj getirirken, çalışanlarımıza da yeni ve benzersiz yetkinlikler sağlıyor. Bugün bilinçli firmalar için işlerinde katma değer sağlarken, aynı zamanda çalışanlarına verdiği değeri maksimize etmek de artık mümkün. Ülke Enerji olarak, işimizin uçtan uca kalitesinden ve amaca ulaşmasından sorumluyuz. İnanıyoruz ki, memnun müşteriye giden yol, mutlu ve güncel bilgilerle donatılmış bir teknik ekibin varlığından geçiyor.

Rüzgar enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Yenilebilir enerjinin en temel öğelerinden biri olarak yatırımlar yeterli mi? Türkiye’nin bu alandaki durumu nedir? Mevcut sorunlar için çözüm önerileriniz var mı?


WindEurope tarafından Avrupa Birliği ve çevre ülkelerinde yapılan Avrupa Rüzgar Enerjisi araştırmasının 2019 raporu yayınlandı. Araştırmada, AB ülkelerinin geçen yıl elektrik ihtiyaçlarının %15’ini rüzgar enerjisinden elde ettiği raporlandı. 2019 yılında rüzgar enerjisinde 686 MW kurulum gerçekleştiren Türkiye ise elektrik ihtiyacının %8’sini rüzgar enerjisinden karşıladı.

Avrupa’da kurulu rüzgar gücü bakımından 7. sıradaki konumunu koruyan Türkiye’nin çalışmalarını hızlandırması gerekliliği bir kere daha önemini göstermiş durumda.

Rüzgar enerjisindeki 10 GW sınırını aşmak için hedefe ulaşmada YEKDEM kilit rol oynuyor. Bu manada YEKDEM, ülkemiz için bir memleket meselesi olan rüzgar enerjisi adına yaşanan belirsizliklerin ortadan kaldırılması ve projelerin hayata geçmesi açısından büyük önem arz ediyor.
Ülke Enerji olarak önümüzdeki yıllara dair plan ve yatırımlarınızdan bahseder misiniz?
Her geçen sene tecrübemiz, eğitim ve teknik altyapı yatırımlarımız sayesinde global türbin üreticileri tarafından daha çok tercih ediliyoruz. Ülke Enerji olarak, işimizin uçtan uca kalitesinden ve amaca ulaşmasından sorumluyuz. Bu sorumluluğun vermiş olduğu bilinçle Avrupa da yerleşik hizmet kalitesini ve teknik yeterliliği Türkiye’de de sunabiliyoruz. Bu doğrultuda teknoloji odaklı yatırımlarımıza 2020 yılında da devam edeceğimizi söyleyebilirim.