Enerji, Şalt, Enerji Kalitesi, Pano, Trafo, Kablo, Motor, Kesintisiz Güç Kaynağı, Topraklama, Aydınlatma, Test-Ölçüm, Elektrik Proje-Taahhüt, Elektronik, dergi

“Dijitalleşme Sürecinde Erken Uyarı Sistemleri Etkin Rol Oynuyor”

4S Elektrik Elektronik

Kurulduğu 2014 yılından bu yana Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında yeni teknolojilerle buluşturma gayesiyle hareket ederek birçok ürünü pazara kazandıran 4S Elektrik Elektronik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Şirketin pazara sunduğu ürün, hizmet ve çözümlerle ilgili bilgiler almak için şirket Müdürü Ömer T. Divarcı ile bir araya geldik.

Öncelikle 4S Elektrik Elektronik’ten bahsedebilir misiniz? Nasıl bir şirket yapınız var?

Şirketimiz 2014 yılında kuruldu. Kuruluş hedefimiz ve amacımız; Türkiye’de bulunmayan, hayat kurtarabilecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak teknolojik ürünleri bulup Türkiye pazarına sunmak. Bu bağlamda iki alan belirledik. Bunlardan bir tanesi yapı sağlığı, deprem ve deprem erken uyarı alanı; diğeri ise yıldırım ve yıldırımla ilgili uyarı sistemleri, engelleme sistemleri veya etkin koruma sistemleri. Her iki alanda da şu anda Türkiye ve civarı coğrafyada olan tek firmayız. Bu iddiayı biraz daha açmak gerekirse; size şu anda yıldırımın bulunduğunuz bölgeye düşeceği bilgisini 20 dakika öncesine kadar verebilen, yıldırımın düşmesini 100% engelleyebilen, yıldırıma karşı IIOT veya Endüstri 4.0 uyumlu olan, uzaktan izlenebilen, yıldırım ile ilgili kayıtları tutan ve en etkin korumayı sunabilen tek firmayız. Bütün bu saydıklarımızı birde var olan yönetim sistemlerinize ve kontrol sistemlerinize entegre ediyoruz, müşterilerimiz de bu bilgi ve uyarılardan derhal faydalanabiliyor. Bunu Türkiye’de ve Dünya’da sadece ve sadece 4S Elektrik Elektronik yapabiliyor. 4 yıl içinde yaratabildiğimiz önemli bir değerdir bu, şimdi bunu daha da ileriye taşıyacağız.

Yıldırımdan korunma ve topraklama sorunları için ne gibi çözümler üretiyorsunuz?

Bizim bakışımızı şu şekilde özetleyebiliriz; önce canı nasıl koruruz? Yıldırım kaynaklı kazaları nasıl engelleriz? Daha güvenli ve sürdürülebilir yaşam çevresi nasıl sağlarız?

Bunu sağlamak için yıldırımın düşeceğini kesin bir doğrulukla haber almamız gerekir, bunu THOR GUARD Yıldırım Erken Uyarı Sistemi ile yapıyoruz, hatta 800m’lik radius içine yıldırımın düşüp düşmeyeceğini 20 dakika öncesine kadar dahi size söyleyebiliyoruz, siz de bu sayede yıldırımın düşeceği alandan çıkıp daha güvenli bir alana geçebilirsiniz veya yaptığınız tehlikeli işleri örneğin yanıcı-parlayıcı veya patlayıcı maddeler ile olan çalışmalarınızı durdurabilir veya ara verebilirsiniz. THOR GUARD sistemi riskin geçtiğini size bildirdiği zaman işlerinize kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği ile çevre açısından tehlikeli işlerde çalışanlar için bu husus önemli.

Bakışımızın ikinci basamağı, yıldırımın hasar yaratma etkisine karşı ne yapabiliriz? Yıldırım çevreye düşüyor, yapıya düşüyor, hasar oluşuyor hatta daha kötüsü yangın çıkabiliyor ve mal güvenliği tehlike altına giriyor. Bu röportajı okuyanların hemen “paratoner neden kullanılmıyor” şeklindeki sözlerini duyar gibi oluyorum. İşin acı tarafı paratoner maalesef eğer ki yıldırım üzerine düşerse işe yarayabilir, ancak paratonere yıldırım düşmesi halinde de başka sorunlar oluşuyor, yıldırım enerjisini siz paratoner tesisatı ile binanızın içine taşıyorsunuz ve bina içindeki kuvvetli akım ve zayıf akım tesisatına bağlı bütün cihazlarınız yıldırımın endüktif, kapasitif ve galvanik etkisine maruz bırakıyorsunuz. Bu durumda tesisatınıza bağlı bütün elektronik cihazlarınızda yanmalar, bozulmalar ve program silinmeleri yaşıyorsunuz. Buna karşın DINNTECO Teknolojisinin kullanılması ile biz bina veya yapıya yıldırımın doğrudan deşarjını 100% engelliyoruz.

DINNTECO’nun doğru ürününü kullanarak artık yıldırım enerjisini bina-yapı içine taşımıyoruz. Bu durumda yıldırımın endüktif, kapasitif ve galvanik etkisi oluşmuyor. Yangın ve hasar riski oluşmuyor, yine iş sağlığı ve güvenliği ile çevre açısından tehlikeli iş ve işlerde çalışanlar için önemli bir tehlikeyi bertaraf etmiş oluyoruz.

Bakışımımızın üçüncü basamağı ise yıldırımın endüktif, kapasitif ve galvanik etkisine karşı ne yapabiliriz? Yıldırımın çevreye düşmesi halinde topraklama sistemi, enerji hatları, boru ve diğer metal aksamlar üzerinden işletme içine veya kritik sistem ve cihazlara yıldırım enerjisi ulaşabilir mi? Ulaşırsa hangi bağlantı ve hangi yoldan işletme içine girip hasar yaratabilir (risk analizi), bu risk bize neleri kaybetmemize neden olur? Bundan nasıl korunurum? sorularının cevabı için çalışma yapıyoruz. Buna karşı yine en etkin koruma yöntemini K-Surge’un etkin yıldırım ve aşırı gerilim koruma ürünlerini kullanarak çözüm üretiyoruz.

K-Surge ürünleri tek kullanımlık ürünler olmayıp uzun ömürlüdür. 10/350 μs’lik eğri de 800 kA’lık akımları defalarca iletebilen yüksek performanslı, üzerinde darbe sayacı, statü göstergeleri olan, sayılan darbelerin kayıtlarını tutan, koruma ürünün ne kadar ömrü kaldığını size gösteren/bildiren ve bu saydığımız bilgileri RS 485 çıkışı ile bize aktaran ürünlerdir. Kurduğumuz koruma çözümleri tam IIOT veya Endüstri 4.0 yaklaşımını yansıtıyor. Yıldırıma karşı kullandığınız koruma sisteminden veri-bilgi alamıyorsanız, yıldırımın sizin sisteminize ne zarar verdiğini hiçbir zaman bilemezsiniz.

Konvansiyonel ürünler ile yapılan koruma uygulamasındaki parafudur yandığı zaman bütün firmalar, ki içlerinde ciddi markalar da bulunuyor, ya gelen enerji yüksekmiş ya da peş peşe yıldırım düşmüş cevabını müşteriye veriyor. Bu cevabı bu işte uzman veya merkez olduklarını söyleyen firmalardan sıklıkla duyarsınız. Maalesef bu cevapla müşteriye doğru bilgi vermeyip, kendi eksikliklerini örtmeye ve yıldırıma yüklemeye çalışıyorlar, oysa ki kurdukları sistem veya önerilen ürün eksik, hatalı, yetersiz.

K-Surge ürünleri çok uzun ömürlü ortalama 10 – 12 yıl ömre sahip ürünler var. Hatta müşterilerimize kurduğumuz yıldırıma karşı koruma konseptlerinde ve bütüncül çözümlerde, 3.000.000 Euro sigorta güvencesi ile koruduğumuz elektronik cihaz ve sistemlerin yıldırım kaynaklı bozulmayacağının garantisini dahi veriyoruz. Yaptığımız işten bu kadar eminiz ve firma olarak bu işi çok iyi biliyoruz.

Yıldırımdan korunma ve topraklama uygulamalarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Yıldırıma karşı eğer ki koruma yapılmak isteniyorsa, artık standartların üzerinde bir yaklaşım ile çözüm oluşturulmalı. Çünkü iklim değişti, yıldırımların sıklığı ve şiddeti arttı. Bundan 20-25 sene önce sıklığı ve şiddeti bu kadar yüksek değildi.

Günümüzde paratoner kullanmak, konvansiyonel parafudur kullanmak veya topraklama sistemini doğru düzgün tesis etmeyip yıldırıma karşı koruma elde etmeyi düşünmek, milli servetin boşa harcanması anlamına gelir. Size verilen, tam koruma sağlayan modern teknolojiler ve sürdürülebilir çözümler kullanılmal. Eğer ki bu yöntemler kullanılmazsa can ve mal kaybı gibi kimsenin istemeyeceği ağır sonuçları olur.

Bünyenizde bulunan markalarla ne gibi çalışmalar yürütmektesiniz?

Bayiliklerini yaptığımız markalar ile sıkı bir iş birliği yapıyoruz, onlar bize ne veriyorlarsa biz de onlara gelişimleri için gerekli olan çok kıymetli bilgiler veriyoruz ve yerelleşme süreci için adımlar atıyoruz, hazırlıklar yapıyoruz.

Bünyenize katmayı planladığınız yeni markalar var mı?

Biz bir teknoloji firmasıyız, yeni ürünleri, yeni teknolojileri takip ediyoruz ve araştırıyoruz. Bu bağlamda yıldırımın öngörülebilirliğiyle ilgili yeni bir çözüm daha ortaya çıkacak ve bunu biz yine Türkiye pazarına sunacağız. Diğer bir ürün de deprem ve yapı sağlığı izlemeyle ilgili, yeni bir sürprizimiz olacak, o da yakın zamanda gelecek. Bir cihaz hayal edin, binanın kolonuna takıyorsunuz. Örnek veriyorum; deprem oldu geçti, ondan sonra binanızın ne kadar hasar aldığını size söyleyecek. Bir tane cihaz bunu yapıyor, bu tarz bir teknoloji… Şu anda görüşmeleri sürüyor, henüz netleşmedi. Sözleşme safhasına geleceğiz.

Son dönemlerde sıkça bahsedilen dijitalleşme ile ilgili neler yapıyorsunuz? Sizin bu duruma karşı bakış açınız nedir?

Uygulamalarımızın ve bizim getirdiğimiz çözümlerin en önemli 2 özelliği şunlar; ilki dijitalleşmenin önünde engel olan ve kimsenin dikkate almadığı yıldırım ve deprem risklerine karşı en etkin koruma çözüm ve yöntemlerini sunuyoruz. Düşünün ki siz deprem ve yıldırım riskini dikkate almadan dijitalleşme sürecine geçiş yaptınız ve bu felaketlerden biri gerçekleşti, sizce sonucu ne olur? Sizce kaç kişi hayatından olur veya ne kadarlık üretim kaybımız veya hasarımız olur? Eğer ki erken uyarı sistemleri kullanmaz veya etkin korumalar yapmaz isek ve bunları dijital süreçlerimize dahil etmezsek 40 – 50 saniyelik bir depremde 95 yıllık cumhuriyet edinimlerimizi kaybedebiliriz, bunun farkında mıyız? Diğer özelliğimiz ise müşterilerimizin dijitalleşme sürecine entegre olabilecek çözümleri sunmak.

Size veri oluşturuyoruz, bu verileri istediğiniz zaman istediğiniz birime, kişiye iletiyoruz ve kayıt altına alıyoruz, SQL veri tabanınıza bütün bu verileri kolaylıkla aktarabiliyoruz ve siz bu verileri değerlendirebiliyorsunuz. Özellikle kritik işletmeler ve süreçler için bu çok önemli ancak bu verileri doğru kullanmanız gerekir.

Erken Uyarı Sistemleri Bakım Maliyetlerinde Büyük Tasarruf Sağlıyor

Sürdürülebilir enerji ve enerji yönetimiyle ilgili hem sizin hem de bünyenizde bulunan markaların aldığı önlemler ve çalışmalar nelerdir?

Bu alanda çalıştığımız markların hepsinde özel ve ilginç çözümler var, DINNTECO ile rüzgar türbinlerinin kanatlarını yıldırıma karşı koruyabiliyoruz. Biraz daha açalım konuyu, eğer ki kanat ve nacell kısmına DINNTECO uygulaması yapılırsa türbin, kanat ve çevresine artık yıldırım düşmeyecek. Fikir vermesi için bir rakam vereceğim, yıldırımdan hasar gören rüzgar türbininin 1 adet kanadının fiyatı 150.000 €’luk fiyatlara ulaşabiliyor. Emin olun işletim süresince her türbine sayısızca yıldırım düşüyor, DINNTECO sayesinde bu maliyetlerden tasarruf edeceksiniz, diğer yandan yıldırımdan kaynaklı operasyon kaybınız olmayacak ve kanat bakımı da artık daha seyrek yaptıracaksınız. Özetleyecek olursak her yönü ile size katma değer sağlayan bir çözüm ve yatırım, ayrıca yine 3.000.000 avroluk sigorta kapsamı da geçerli. Benzer bir durum K-Surge uygulamasında karşımıza çıkıyor, K-Surge ürünlerinin uzun ömürlü, dayanıklı olması, darbe sayacının olması, menüsü üzerinden ne kadar ömrünün kaldığını gösteren mA göstergesinin olması ve bu bilgileri RS 485 çıkışı ile alabiliyor olmanız, size yıldırımlı geçen geceden sonra enerji sisteminizin kaç adet yıldırım darbesine maruz kaldığını ve uzaktan bunları izleyerek kendinize yıldırımlı havanın geçtikten sonra kontrol ve bakım hazırlığı yapma olanağı sağlıyor.

Eğer ki yıldırımlı hava sonrasında K-Surge cihazı üzerinde 20-30 darbe sayısı görüyorsanız, sisteminizi kontrol etmenizde fayda var, en azından gözle kontrol faydalı olur, çünkü herhangi bir yanma veya mekanik zorlama var mı yok mu bakmak gerekir. Yukarıda verdiğimiz örnekleri Fotovoltaik sistemlere de uyarlayabiliriz ve görüleceği üzere çözümlerimiz sürdürülebilir enerji ve yönetimine ciddi katkılar sunuyor. Bu örnek verdiğimiz uygulama seçeneklerini enerji dağıtım noktaları veya trafo ve aboneye kadar indirmek mümkün.

Yıldırımdan korunma ve topraklama konusunda sektör olarak yeterli bilgiye sahip miyiz? Sizce eksik yönlerimiz neler ve tamamlamak için neler yapmalıyız?

Kanaatimce sektör 2 konuya da hakim değil, hakim olmadığı gibi hurafe ve efsaneler sektörde kol geziyor, örnek vereyim “yıldırım her zaman paratonere düşer” düşüncesi var, maalesef yıldırım her zaman paratonere düşmez veya paratoner var diye düşmek zorunda değil. Bir diğer örnek “Biz faraday kafesi kullanıyoruz, yıldırım bizi etkilemez” derken bir bakıyorsunuz ki yakınına düşen yıldırımdan kaynaklı akım topraklama üzerinden işletme içine girmiş ve yangına neden olmuş. Hani faraday kafesi koruyordu? Bir diğer hata tamamen TS 62305 standardına güvenmek ki yapılan uygulamaların büyük bölümü de bu norma uygun yapılmıyor.

TS 62305 size asgariyi öneriyor, siz yıldırım söz konusu olunca asgari ile koruma yapmamalısınız çünkü yıldırım bir doğa olayıdır, standartlar ve istatistikler ile sınırlayamazsınız, bu norm artık günümüze uygun değil, hele dijitalleşmenin eşiğindeyken 62305 hiçbir şekilde bize yardımcı olmuyor.

Dolaysıyla siz kendiniz yıldırım için bir mühendislik çalışması yapmalısınız veya yaptırmalısınız. Diğer bir nokta IEC 61643 standardı, maalesef bu standartta tarif edilen ürün kriterleri de artık yeterli olmuyor.

Bu standartların üzerinde çalışma performansına sahip olan ve size bilgi veren, veri toplayan tek seferlik çalışmayan çözümler kullanmalısınız. Topraklama yönetmeliği hatalı uygulanıyor, bir direnç değeri karmaşası, uygulama karmaşası, halen daha nötr de toprak toprakta toprak düşüncesi var, eş potansiyel konusu hiçbir şekilde pazarda anlaşılmamış. Anlayacağınız ciddi bir sorun var, bir de bu zafiyetlerden faydalanıp eksik uygulama öneren firmalar var ki, kimi zaman müşteride eksik yapıldığını biliyor, ama formalite yerine gelsin diye sesini çıkarmıyor ama yangın çıktığı veya elektronik cihazlarda yanma-bozulma olduğu zaman kimse bunun sorumluluğunu almıyor. Durum pek iç açıcı değil.

İnsanlar sizin ürünlerinizi neden tercih etmeliler? Sunduğunuz imkanlardan ve satış sonrası hizmetlerinizden bahseder misiniz?

Bizim ürünlerimiz müşterinin tek başına uygulayacağı ürünler değil. Uygulama öncesi ve uygulama esnasında supervising hizmetimiz ile montaj ve devreye alma yapıyoruz. Bu açıdan bakıldığında uygulama ve uygulama sonrası ciddi bir sorumluluk tarafımıza ait oluyor. Bakım ve kontrol süreçlerini biz gerçekleştiriyoruz. Sunduğumuz hizmet ve çözüm doğrudan can güvenliği ve mal güvenliği ile ilişkili olduğundan ayrıca garanti şartlarını da müşteriye sağlıyoruz. Dolaysıyla müşteri her daim daha güvende oluyor. Şu anda yıldırıma karşı 3.000.000 avroya kadar olan hasarlara karşı hiçbir firma sigorta güvencesi veya koruması yapılan ekipmanlara garanti veremiyor ama biz verebiliyoruz. Kanaatimce saydıklarım bizi tercih etmeleri için yeterlidir.

Yıldırımın ne gibi etkileri oluyor ve insanlar oluşabilecek sorunlara karşı ne gibi önlemler almalılar?

Yıldırım etkisini anlatmaya çalışayım, yıldırımın deşarjı esnasındaki plazmanın sıcaklığı 27.000°C. Güneş yüzeyinin sıcaklığının 5.000-6.000°C olduğunu düşünürsek ve dünya ile arasındaki uzaklığın 149 Milyon km. olduğunu düşünürsek, o kadar uzaktan bize gelen kısım ise 20-30°C’lik sıcaklıktır. Yani yıldırım nereye düşerse düşsün mutlaka bir termal ve mekanik etkisi olacaktır.

Yıldırım İş sağlığı ve güvenliği açısından ele alınmalı ve THOR GUARD Sistemi ile uyarılar oluşturup tedbirler ve aksiyonlar alınmalı. Öte yandan yıldırımın bir noktaya düşmesi halinde 2 km’ye kadar olan alan içinde bütün elektrik ve elektronik ile çalışan cihazlarda arıza, bozulma veya yanmaya neden olabiliyor.

Bu nedenle eğer ki etkin şekilde yıldırıma karşı tedbir alınmaz ise (DINNTECO kullanımı ve K-Surge kullanımı) elektronik sistemlerde hasarlar ve sorunlar yaşanabilir. Sorun yaşanan sistemler yangın söndürme-algılama sistemi gibi kritik sistemlerin olduğunu düşünürsek, olası bir yangın anında hiçbir alarm almayacaksınız. Yani yangına karşı aldığınız bütün tedbirler, danışmanlık hizmetleri vs. hiçbir işe yaramayacak. Bir başka örnek kamera sisteminizi düşünün gerek hırsızlığa karşı gerekse çevreyi izlemek için kurdurduğunuz, kayıtlarını tuttuğunuz ve uzaktan kontrol edebildiğiniz bu kıymetli sistemin yağışlı hava sonrası çalışmadığını düşünün ve hırsızlık olsun. Bu durumda elinizde herhangi bir kanıt yok, görüntü yok, sizce ne kadar kaybınız oluşabilir? Bir başka örnek daha vereyim, kesintisiz enerji artık günümüzde bir şart, ancak yıldırım neticesinde jeneratör sisteminizin kontrol kısmının arızalandığını düşünün ve siz bunu fark etmeyeceksiniz, ancak enerji kesintisi gerçekleşince ve jeneratör sisteminiz çalışmayıncaya fark edeceksiniz, bu senaryoları daha çoğaltabiliriz ve emin olun daha dijital bir dünyada DINNTECO ve K-Surge’e çok çok ihtiyaç var.

Üniversite-sanayi iş birliği kapsamında yaptığınız çalışmalar var mı?

Üniversite-sanayi iş birliği kapsamında herhangi bir çalışmamız şu an için yok. Kanaatimce en erken 2-3 sene içinde bunu gündemimize alacağız.