Enerji, Şalt, Enerji Kalitesi, Pano, Trafo, Kablo, Motor, Kesintisiz Güç Kaynağı, Topraklama, Aydınlatma, Test-Ölçüm, Elektrik Proje-Taahhüt, Elektronik, dergi

Zorlu Enerji Gökçedağ Rüzgar Enerjisi Santrali 30 Bin Hanenin Elektrik İhtiyacını Karşılıyor

Röportaj: Deniz GÜLDAL

Temmuz ayı itibarıyla başladığımız rüzgar enerjisi santrallerinin ilk durağı Zorlu Enerji’nin Osmaniye Gökçedağ Rüzgar Enerjisi Santrali. 20 yıldan fazladır enerji sektöründe bulunan Zorlu Enerji Gökçedağ RES’i bölgedeki yaklaşık 185 -200 bin kişinin elektrik ihtiyacını karşılıyor. İlk önce güvenliğimiz için uymamız gereken kuralları anlatan bir sunumdan sonra Zorlu Enerji Osmaniye Bahçe RES İşletme Müdürü Oktay Ertuğrul santralin tüm özelliklerini, çevreye katkılarını, verdikleri eğitimi, santralin kurulumunu ve santrale dair her şeyi anlattı. Daha sonrasında da Oktay Bey ile hem santralin ana binasını hem de rüzgar güllerini gezdik. Türbinlerin iç mekanizmasını, işleyiş yapısını yerinde gösteren Oktay Bey, insan hayatına verdikleri değerle birlikte doğal yaşama ve kuşların geçiş yolundan uzak olmasına rağmen herhangi bir kuş geçiminde santralleri otomatik olarak durduran kuş panelleriyle diğer rüzgar enerjisi santrallerinden bir kaç adım öne nasıl çıktıklarını kanıtlıyor.

“Türkiye’de Zorlu Enerji Grubu; doğalgaz, hidroelektrik, rüzgar ve jeotermal santrallerini yani tüm enerji tiplerine odaklanmış bir şirket. Yenilenebilir enerji kapasitesi %78’lere ulaştı. Zorlu Enerji Grubu’nun tesis haritasına baktığımızda, bakım-onarım hizmetleri, tesis kurma, inşaat projelendirilmesi ve mühendislik çalışmaları gibi alanlarda çalışmalar yaptığını görebilirsiniz.”

Yapılan yatırımlar ile gelecekte Türkiye’nin tüm enerji ihtiyacını karşılamak üzere tamamen rüzgar enerjisi kullanımı sağlanabilir mi?

Enerji çeşitliliği önemli ancak yenilenebilir enerji yatırımlarından en önemlisi olan rüzgar enerji yatırımları ile Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir kısmına cevap verilebilir. Mesela 30 bin hanenin elektrik ihtiyacını sadece Gökçedağ RES karşılıyor.

Bizim Türkiye’deki santrallerimiz yaklaşık 50 bin hanenin elektrik enerjisini karşılıyor. Türkiye’de maalesef rüzgar yatırımları çok geç başladı. 2007 yılında sadece 147 MW’tı, 2017’de 6800-7000 MW’lara ulaşmış durumda ki bu da yaklaşık 50 kat büyümüş demek. On yılda 50 kat her yıl 5 kat büyümüş. Bizim geç kalmamızın en büyük nedeni rüzgar yatırımlarına geç başlamış olmamız. Avrupa’yla kıyaslarsanız, Almanya rüzgarda en büyük kapasiteye sahip. Almanya bizden 25 yıl önce rüzgar santralleri kurmaya başlamış ve rüzgar enerji teknolojisini kendi sanayisine uygulamaya başlamış. En son YEKA adı verilen (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Alanı) adı altında, 1000 MW’lık kapasiteli ihalelere çıkıyor devlet. Her yıl bakanlığın hedefi 1000 MW rüzgar, 1000 mw güneş olmak üzere her yıl 2000 MW mevcut yenilebilir enerji kapasitesine eklenecek. Bu da iyi bir büyüme, on yılda 20000 MW demek. Avrupaya baktığımızda, bu konuda artık doyum noktasına geldiler. Almanya’nın 50000 MW’lık rüzgar gücü var. Biz daha 8-10 bin MW’ı zorlarken, bizden 7-8 kat fazla rüzgar kurulu güçleri var. Dolayısıyla bizim şu anda ülke olarak 48 bin MW’lık bir potansiyelimizin olduğu resmi olarak kayıtlara girmiş durumda. Biz rüzgar yatırımlarının 48 bin MW’ın çok çok üzerine çıkacağına inanıyoruz. Hangi bölgelere yatırım yapılacağını belirlemek için bir rüzgar haritamız var, öncelikle bu haritayı baz alıyorsunuz. Haritada koyu kırmızı alanlar rüzgarın şiddetinin yüksek olduğu, mavi alanlarda en düşük olduğu bölgeleri gösteriyor. Bu bölgelerde araştırma yapmaya karar veriyorsunuz. Gittiğinizde halkla da konuşuyorsunuz. Çünkü bölgeyi en iyi yerel halk biliyor ve en çok nerede rüzgar olduğunu söylüyor. O bölgelere rüzgar ölçüm direği dikiyorsunuz. Sektörde “Matmast” olarak bilinen.. bu ölçüm istasyonları sayesinde yaklaşık bir yıl veri topluyorsunuz. Rüzgar hızı, rüzgar yönü, sıcaklık, nem gibi olası bütün dataları topluyorsunuz. Her 10 dakika ortalama ile bu veriler datalogger sayesinde kayıt altına alınıyor. Gerekirse size sms atıyor ya da siz uzaktan erişebiliyorsunuz. Geliştirilmiş özel yazılımlar sayesinde bu toplanan veriler analiz ediliyor. Güvenli bir yatırım yapabilmek için biz bir yıllık verinin toplanmasını önemsiyoruz. Çünkü ülkede dört mevsim yaşandığından her mevsimin kendine göre farklı özelliği var. İlkbahar-yaz sezonunda ölçüm yaptınız örneğin, sonbahar-kış sezonunun size ne getireceğini bilmiyorsunuz. O yüzden dört mevsimin de rüzgar ölçüm verilerini alıp ona göre analiz yapıyoruz. Bu ölçümlerin analizinden sonra sizin o bölgede yıllık kaç MW/saat enerji üreteceğiniz ortaya çıkıyor. Eğer rüzgar ölçüm verileri yıllık ortalama 6,5-7 m/sn üzerindeyse o bölgede yatırım yapılabilir anlamına geliyor.

Ortalama rakamlarınız bu verinin üzerine çıkıyorsa bu bölgeye yatırım yapma kararı alırsınız. Eskiden biz bu taraflara yatırım yaparken bağlantı noktaları için yarışmaya girerdik. Artık YEKA geldi ve bu kapsamda yarışmaya giriyorsunuz. Dolayısıyla yatırım yapmaya karar verdiniz, lisans da aldınız, tesisinizi lisansladıktan sonra rüzgar türbini üreticileriyle görüşmeye başlıyorsunuz. Ticari olarak size uygun olan türbini seçiyorsunuz ve kurulum çalışmaları başlıyor. Biz Osmaniye’deyiz ve satın aldığımız lisanslar ile bu bölgede yatırımlarımızı yaptık. O dönem biz yatırım kararı aldığımızda lisans bulmakta zorlandık. Ege-Marmara tarafında lisans yoktu.

Tribünlerimiz, GE marka, 2.5 MW gücünde. Kule yüksekliğimiz 85 metre, makine dairesi 86 ton ağırlığında. Rotor dediğimiz dönen kısım 50 ton geliyor. 100 metre kanat açıklığı var. Temel kısmında 250 m3 çelik 800 m3 beton kullanılmış durumda. Toplam ağırlığı, ekipmanları dahil 360 ton geliyor ve biz bu Gökçedağ RES’i kurarken de türbin ekipmanlarını 550 birim tır ile İskenderun limanından buraya taşıdık. Bir de bizim portföyümüzde 1.7 MW tribünler de var. 1.7 mw türbinler yine aynı marka. Kuleler 80 metre, diğerinden biraz daha kısa, makine dairesi 62 ton, rotor 57 ton, 103 m kanat açıklığına sahip.

Gökçeadağ RES’te 2,5 MW türbinlerden toplamda 54 tane var. Lisans gücü 135 MW 2009 yılında işletmeye girdi. Sarıtepe-Demirciler RES 80.3 MW gücünde. 7 tane 1.7 MW, 24 tane de 2.85 MW gücünde türbinlerden oluşuyor. 2016 yılı ortasında işletmeye girdi. Gökçedağ RES, Sarıtepe RES ve Demirciler RES’in üretim kapasitesi ile yaklaşık 50.000 hanenin enerji ihtiyacı karşılanabiliyor.

Pakistan Karachi’de kurulumunu yaptığımız 56,4 MW gücünde Jhimpir RES, Pakistan’ın ilk rüzgar santrali olma özelliğini taşıyor. Pakistan’daki hane bazında enerji tüketim kapasitesi daha düşük olduğundan santralimizin 25 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılama kapasitesi var.

Zorlu O&M, Zorlu Enerji’ye ve sektördeki diğer enerji şirketlerine bakım ve işletme hizmetleri sağlamak amacıyla 2000 yılında kuruldu. Zorlu O&M, enerji tesisleri işletme ve bakımı alanında kurulmuş ilk ulusal Türk şirketidir.

Zorlu Enerji Grubu altında faaliyet gösteren rüzgar santrallerinin de bakım ve işletme hizmetleri Zorlu O&M şirketimiz tarafından yapılmaktadır. İşe ilk olarak kurulan santralin devreye alma çalışmalarından başlıyoruz. Aylık, üç aylık, altı aylık, yıllık, beş yıllık bakımlar şeklinde gruplanmış türbinlerin periyodik bakımları mevcuttur. Ekipmanların mekanik montajları yapıldıktan sonra devreye alma çalışmaları başlıyor (Commissioning). Bu devreye alma çalışmaları kapsamında elektrik ve güvenlik testlerini yapıyoruz ve bu türbinlerinistenilen sınırlarda çalışır olduğunu görmek için de teknik testler uyguluyoruz.

TEİAŞ verilerine göre 2017Aralık itibariyle Türkiye’deki Elektrik Enerjisi kurulu gücü 83.138,9 MW’a ulaşmıştır. Bunun %7,8’lik (6.447,8 MW) kısmını rüzgara dayalı elektrik enerjisi oluşturmaktadır. (TEİAŞ , 12.12.2017)

Yaptığımız standart bakım-onarım faaliyetleriyle birlikte türbin satıştan itibaren iki yıllık garantileri başlıyor. Bu garantiler bittikten sonra garanti sonu bakım ve kontrolleri yaparız. Plansız bakımlarımız var, tribünlerde anlık arızalar çıkar, arızalara müdahale ekiplerimiz var. Önleyici ve koruyucu bakımlarımız var. Bunlar arızanın önceden tespit edilip, türbine zarar vermeden, onu düzeltme çalışmalarıdır. Bizim için en önemli kısım raporlama, kayıt ve arşivleme kısmıdır. Kullandığımız SAP sistemi yardımıyla geçmişe dönük kayıtlar incelenebilir, geçmişte neler olmuş görülebilir ve buna göre de ileri bakım teknikleri uygulanıp masrafların düşürülmesi sağlanır.

Kalibrasyonlar ve validasyonlar bu işin doğru yapılıp yapılmadığını denetler. Yapılan kısımlarda bir sıkıntı var mı? Bunu teyit ettiğimiz bir sürecimiz de var.

“Kurulum süreci temelde şu aşamalardan oluşuyor: projelendirme, devlet tarafından gerekli izinlerin alınması ve bunun finansmanın sağlanması. Gökçedağ RESKurulumu 200 milyon avro finansman ile gerçekleşti ve bu para dünya bankası gibi kuruluşlardan finanse edildi. Ardından inşaat, kurulum ve bakanlık kabul prosedürleri oluyor. Tesis kurulduktan sonra Enerji Bakanlığı’ndan yetkililerini çağırıyorsunuz, Bakanlık Kabul Heyeti gelip bu tesisin Türkiye Enterkonnekte şebekeye bağlanıp enerji üretmesi uygundur iznini veriyor. Sonrasında ticari üretime geçiliyor.”

Sahada yapılan majör bakım çalışmalarımızdan birkaç örnek verecek olursak;
-Gearbox tamir ve değişim çalışmaları Jeneratör tamir ve değişim çalışmaları
-Rotor kanat tamir ve değişim çalışmaları
-Ana yatak tamir-bakım çalışmaları
-Türbin orta gerilim trafo değişim çalışmaları 154 KV şalt tesisi bakım çalışmaları
-Orta gerilim toprak altı enerji nakil kabloları

Biz santral sınırları içerisinde türbinler arasındaki tüm enerjiyi yer altından taşıyoruz. Etrafta çevreyi ve doğayı bozacak hiçbir görüntü söz konusu değildir.

Türkiye’deki diğer bazı rüzgar santralleri hava hatlarıyla enerji nakli yapıyor, Bunu da maliyetleri düşürmek için yapıyorlar. Havai hat kullanıldığında hem doğaya uygun olmuyor hem de yıldırım riski artıyor.

Rüzgar enerji santralleri tamamen doğaya zararsız mı yoksa kısmi de olsa bir zararı var mı?
Yapılan bir yatırımın doğaya sıfır zararsız olması mümkün değil; ama diğer enerji üretim santral tipleriyle karşılaştırdığımızda en az zarar veren santral tipidir. Türbin temeli inşaat çalışmalarında mesela beton atıyorsunuz, toprağı kazıyorsunuz. İnşaat çalışmaları bittikten sonra doğaya zarar vermeyecek şekilde toprağın bu alanlara serilmesi lazım ve üzerinin de ağaçlandırılması ve ekolojik dengenin bozulmaması lazım. Bunun için zaten yatırımdan sonra ağaçlandırma çalışması yapıyoruz. Doğa da birkaç yılda eski haline geliyor. Yol açıyorsunuz mesela, türbin servis yolu. Ağaçların kesilmesi veya taşınması gerekebilir. Ama bu diğer santrallere göre çok küçük bir zarar. Emisyon sıfır olduğu için zararsız. Yatırımlardan sonra, hemen fidan dikiyoruz. 31.000 fidan dikimi yapıldı ve %90 oranında başarı ile fidanların büyümesi sağlandı. Gökçedağ’da on hektarlık alanda da erezyona karşı mücadele ettik. Toprak kaymasını engelleyecek ilave önlemler alındı. Ayrıca 3000 ağaçlık Zorlu Hatıra Ormanı’mız var.

Bir diğer sorun da eğer santral göçmen kuşların uçuş rotaları üzerindeyse, onlara zarar verme riskiniz var. Santral kurulurken yaptığımız bir diğer araştırma da budur. Bu tesis göçmen kuşların rotasının üzerinde mi değil mi, bunun araştırmasını yapıyoruz. Kuşbilimcilerden (Ornitolog) hizmet alıyoruz. Bu işi artık profesyonel yapan şirketler de var. Bu arkadaşları çağırıyoruz, gelip bir dönem boyunca incelemeler yapıyorlar. Zaten ellerindeki göç haritalarını da baz alıp, gözlem ve teyitlerini yapıyorlar. Bizim santralimizin göçmen kuşların rotalarından 50 km uzakta olduğu tespit edildi, bu anlamda da bir problem yok, rüzgar santrali yapılabilir denildi. Biz projeyi bitirdikten sonra, yerel kuşları da düşündük, ya da göçmen kuşların rotalarını değiştirebileceklerini hesaba kattık. Bunun için bir kuş izleme radarı almaya karar verdik. 2013 yılında bu radarı aldık. Bu radar, kuşlardan gelen sinyali alıyor ve türbinlere çarpma riski varsa, özel bir yazılım sayesinde acil bir durumda türbini durduruyor ve kuşların geçişinden sonra tekrar türbini çalıştırmaya başlıyor. Bu kuş izleme radarı Türkiye’de ilk defa Zorlu Enerji tarafından alındı ve halen kullanılmaktadır. Bu radarın maliyeti 500 bin dolar. Diğer rüzgar yatırımcılarda bu yok diye biliyorum. Bu konuda bakanlığın bir zorunluluğu yok ama santral göçmen kuş rotalarının üzerindeyse bakanlığın ilave tedbirleri var. Bu bizim dolayısıyla Zorlu olarak çevreye karşı hassasiyetimizin bir göstergesidir.

“Bizim bu üç santralimizde gerçekleşen enerji üretimini kömür santrali ile yapmış olsaydınız doğaya 800 bin ton karbondioksit salacaktınız. Bir ağaç yılda 20-22 kg arası karbondioksit gazı absorbe ediyor. Bunun da karşılığı yılda 40 milyon ağaç demek. Yani 40 milyon ağaca zarar vermiş olacaktınız.”

Osmaniye’ye nasıl katkılarınız oldu?
Zorlu Enerji Grubu olarak sosyal sorumluluk projelerine özellikle eğitime önem veriyoruz. Özellikle santralimiz kırsalda, buradaki yöre halkının bilinçlenmesi, çocukların gelişmesi anlamında da üzerimize bir eğitim misyonu yüklenmiş durumda. Şu ana kadar 4 ve 5. Sınıflardan oluşan 5.000 öğrenciye, yenilenebilir enerji konusunda atölye çalışması yaptırdık. Enerji nasıl tasarruflu kullanılır, nasıl üretilir, çocuklara bunları öğrettik. Çocuklar bu eğitimlerden sonra evdeki elektrik kullanımına dikkat etmeye ve ebeveynlerini de bilinçlendirmeye başladılar. Bize gelen geri bildirimlere göre evdeki kullanılmayan ışıkları bile kapatmaya başlamışlar. Bu konu bizim için gerçekten çok önemli. Bunun yanında Enerji tasarrufu ve verimliliği Türkiye’nin de çok gündeminde. Bin kişinin çalıştığı bir plazada bin tane bilgisayarın açık kaldığını düşünün. Hiçbir iş yapmadan enerji tüketmeye devam ediyor. Okullarımız keza öyle, koridorlarda sınıflarda ışıklar açık kalıyor. Çocuklara da bunları anlattık.

Santrallerimizi İlkokuldan üniversiteye kadar öğrenciler, sivil toplum kuruluşları ve çevre halkı ziyarete geliyorlar. Biz de onlara bu konularda bilgilendirme amaçlı sunumlar yapıyoruz. Amacımız onlara yenilenebilir enerjiyi, enerji tasarrufunu, rüzgar santralinin nasıl kurulduğunu, ne işe yaradığını ve Türkiye için önemini anlatmak. Her yıl yaklaşık bin kadar ziyaretçimiz oluyor.

Biz burada aynı zamanda yerel istihdam sağlıyoruz. Çalışanlarımızın %85’i bölge halkından oluşuyor. Yine bu proje kapsamında her yıl 120 üniversite öğrecimize burs veriyoruz. Osmaniye’nin kadın futbol takımı var mesela ve isimlerini duyurmak istedikleri söylediler. Biz de onlara sponsor olduk. Üç yıldır da sponsorluğumuz devam ediyor. Geçen yıl, Osmaniye’de otuz yıldan beri ikinci lige çıkan ilk kadın futbol takımı oldular. Şu anda da gayet güzel ilerliyorlar. Aynı zamanda bizim sponsorluğumuzdan sonra kadın basketbol takımı da kurdular. Biz ataerkil bir toplum olduğumuz için özellikle kadın takımlarını desteklemeye karar verdik ve iyi bir karar oldu, iyi sonuçlar aldık. Bu da gençlerin aynı zamanda spor yapmasını da desteklemiş oldu. En son sağlık müdürlüğüne “hayat el uzat” adı altında bir farkındalık projesi başlattık. Ambulansın 20 dakikadan daha uzun süreyle ulaşabildiği yerler mevcut, köyler bu konuda çok muzdarip.112 Acil ekipleri gelinceye kadar ilk yardım yapılabilmesi amacıyla temel ilk yardımcı eğitimi verilmesi amaçlanmıştır. İlkyardım müdahalesi ilk 20 dakikada yapılabiliyor ve bu da çok hayat kurtarmak açısından çok önemli. Yaklaşık 100 kişinin üzerinde insan, her köyden muhtarlıklar iki ya da üç kişi seçti ve ilkyardım sertifikası aldılar ve ilkyardımcı oldular.

Türkiye’deki rüzgar yatırımlarımız kapsamında bugüne kadar baktığınızda 1 milyon liranın üzerinde toplumsal destek sağlamışız. Aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?
Bu projenin ödülleri, Gökçedağ RES devreye girdikten sonra Türkiye’nin en büyük rüzgar santraliydi ve yapım, finansman ve çevreye saygı anlamında en iyi projeydi ki o zaman, 2009’da Gold Standart’dan Dünyanın En İyi Projesi Ödülünü aldık ki o zaman Avrupa’daki en büyük projeydi aynı zamanda. Yine 2009 yılında Uluslararası Yeşil Enerji Girişimi Mükemmellik Ödülünü aldık. Yine 2010 yılında Doğa Savaşları Derneği’nden Çevre Ödülü aldık. Yine aynı yıl İstanbul Kent Konseyi tarafından Doğa, Çevre ve Hayvan Haklarına Saygı ve Yatırım ödülü aldık. Aynı yıl yine Euro Money Projects Dergisi’nden yılın en iyi RES Finansman Ödülünü aldık.

Zorlu Eneji’nin kalite yönetim sistemleri sertifikaları, ISO 9001, ISO 14001, ISO 18001 ve de en son çoğu işletmede olmayan Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı olan ISO 27001 almış durumdayız. 100 mW ve üzeri kapasiteye sahip santrallerde bu belgenin alınması zorunlu hale geldi ve biz de ilk alanlardan biri olduk.

Aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?
Bu projenin ödülleri, Gökçedağ RES devreye girdikten sonra Türkiye’nin en büyük rüzgar santraliydi ve yapım, finansman ve çevreye saygı anlamında en iyi projeydi ki o zaman, 2009’da Gold Standart’dan Dünyanın En İyi Projesi Ödülünü aldık ki o zaman Avrupa’daki en büyük projeydi aynı zamanda. Yine 2009 yılında Uluslararası Yeşil Enerji Girişimi Mükemmellik Ödülünü aldık. Yine 2010 yılında Doğa Savaşları Derneği’nden Çevre Odunlu aldık. Yine aynı yıl İstanbul Kent Konseyi tarafından Doğa, Çevre ve Hayvan Haklarına Saygı ve Yatırım ödülü aldık. Aynı yıl yine Euro Money Projects Dergisi’nden yılın en iyi RES Finansman Ödülünü aldık .