Enerji, Şalt, Enerji Kalitesi, Pano, Trafo, Kablo, Motor, Kesintisiz Güç Kaynağı, Topraklama, Aydınlatma, Test-Ölçüm, Elektrik Proje-Taahhüt, Elektronik, dergi

DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN KILAVUZ GEMİSİNİ 20 BİN KİŞİ ZİYARET ETTİ

21-24 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen FIT’19-Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı’nda endüstriye yönelik teknolojik çözümler üreten 200 firma, ürünlerini sergileme fırsatı buldu. 4 gün süren fuar, 20 binin üzerinde ziyaretçi ile büyük ilgi gördü.

Tek çatı altında 8 ayrı endüstriyel fuarı birleştiren FIT ’19 kapsamında; Otomasyon, Elektrik Elektronik ve Enerji, Hidrolik- Pnömatik, Bina Otomasyonu ve Zayıf Akım Sistemleri, Makina, Kaynak Teknolojileri, Yüzey İşlem Teknolojileri ve Taşıma, Kaldırma ve İstifleme Sistemleri fuarları yer aldı.

Endüstriyel teknolojiler alanında Türkiye’nin en kapsamlı yerli organizasyonu olan FIT’19- Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı, bu yıl “Hayal Et, Parçası Ol, İşini Geleceğe Taşı” söylemini benimsedi. Türkiye’deki teknolojik hayal gücünü harekete geçirmek ve üreticinin uluslararası rekabet gücünü yükseltmek üzere düzenlenen fuarda, katılımcı firmalar, yeni iş birlikleri için önemli fırsatlar yakaladı.

Mustafa Üstün: FIT’19 ile dijital dönüşüme rehberlik ediyoruz

Geçtiğimiz yıl başlattıkları Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı ile İstanbul’da sınırlanan sektör buluşmalarına dinamizm kazandıran Bileşim Fuarcılık, bu yıl sanayi alanındaki teknolojik gelişmeleri bir kez daha İzmir’den ülkenin dört bir yanına taşıdı. Bileşim Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Üstün, Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı’nın arkasındaki fikir altyapısı hakkında şunları söyledi: “İşbirlikçi robotlardan otomasyona, yapay zekadan sanal gerçekliğe kadar pek çok teknolojik gelişme, imalat sektörünün kaderini değiştiriyor. Fuarımızın temel hedefi, ‘dijital dönüşüm’ olarak özetleyebileceğimiz tüm bu teknolojik gelişmelerin ülkemizde verimli ve yaygın şekilde kullanılabilmesini sağlamak. Bu anlamda bir bakıma dijital dönüşüme rehberlik ediyoruz. Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı yerli organizasyonu olan Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı’nı tam da bu yüzden önemsiyoruz. ‘Hayal Et, Parçası Ol, İşini Geleceğe Taşı’ yaklaşımını öneriyor, katılımcı ve ziyaretçilerimizi bu amaçla bir araya getiriyoruz. Bugün artık Türkiye sanayisi için geleceği gerçeğe dönüştürme zamanı.”

Mustafa Üstün: Türkiye’nin gelişimi tatmin edici

Üstün, “İkincisi düzenlenen bu fuara oldukça yoğun bir ilgi var. İzmir bölgesinde beklenilenden daha yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Ziyaretçi yönünden oldukça tatmin edici bir sonuç alıyoruz. Geldiğimiz noktada, endüstri 4.0’dan, makinelerin kendi aralarında haberleşmelerinden, otomatik üretim süreçlerinden bahsediliyor. Bu anlamda burada sergilenen ürünler de bunların bir parçası. Dolayısıyla vatandaşın bulabileceği her türlü ürün var. Katılımcıların çoğunluğu ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından geliyor. Dünyada rekabet edebilmek için üretim teknolojileri oldukça önemli bir konu. Üretimde rekabetçi olabilirsek başarılı olma şansımız var, Türkiye’nin bu anlamda gelişmesi oldukça tatmin edici” diye konuştu.

Baterist Robot, Çocuklar Için Kodlama Eğitimi

FIT’19’a katılan firmalar, endüstriye yönelik teknolojik çözümlerini ilgi çekici şovlarla tanıttı. En büyük ilgiyi gören stantlar ise robotik teknolojisini fuara taşıyanlar oldu. Özel makine imalatları ve robotik ürünler üzerine çalışan fuar katılımcısı bir firma, tanıtım için kullandığı “baterist robot” demosuyla fuara renk kattı. Bir diğer katılımcı firma ise okul öncesinden alıp üniversite sonuna kadar bir mühendisi, tasarımcıyı, programlamacıyı yetiştirebilecek düzeyde eğitimler veren kodlama eğitimi setlerini ziyaretçilerin ilgisine sundu. Fuarda yazılımdan mekatroniğe, konveyörlerden deprem ekren uyarı ve yangın kontrol sistemlerine kadar iş süreçlerini optimize etmeye yönelik çok çeşitli teknolojiler sergilendi.

YERLİ ÜRETİMDE ISRAR EDENLER İHRACATTA BÜYÜYOR

Fuar katılımcısı firmaların ortak söylemi, sektörlerinde “siz bunu üretmeyin, biz sizi distrübütor yapalım” anlayışıyla, yerli teknoloji üretimi yerine ithalatın öne çıkarılmaya çalışıldığı oldu. Oysa ülke içinde yaptıkları Ar- Ge çalışmaları ve mühendislik uyarlamaları ile yenilikçi teknolojik çözümler geliştirmekte ısrar eden şirketler, bu ısarlı tutumlarını kazanıma dönüştürmeyi başarıyor:

Alp Mühendislik Teknik Koordinatörü Barış Bişen:

“Son yıllarda yerli üretime ülkemiz çok önem veriyor ve bizi müthiş şekilde destekleyen devlet birimleri var. Biz de çalışmalarımızı bunun üzerine sürdürüyoruz.”

MAKİM (Manisa Kalıp ve Makine İmalatçıları) Derneği Başkanı Abdurrahim Arslan:

“Yaptığımız ürünler 15 yıl öncesine kadar ithal ediliyordu. Şimdi artık ithalatı kestiğimiz gibi ihracat yapmaya başladık. Komple yerli üretim yapıyoruz ve bunun yüzde 20’sini ihraç ediyoruz.“

Burçin Gürbüz: Şirketler yatırım yapmadan önce dijital ikizler oluşturmalı

Fuar kapsımda düzenlenen FIT Zirve’de bu yıl, dijital dönüşüm için ziyaretçilere bir yol haritası sunmak hedeflendi. Fuar ziyaretçileri, “Hayatımız 4.0: Nasıl Dijitale Dönüşürüz?” başlığı altında Garage ATLAS Tech&Design’ın kurucusu Ahmet Burçin Gürbüz’ün deneyiminden yararlanma fırsatı buldu. Gürbüz, iş geliştirme kalıplarından insan kaynakları ve pazarlama birimlerine kadar tüm iş süreçlerinde nasıl bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ortaya koydu. Gürbüz, konuşmasında şirketlere dijital imkanların nasıl kullanılabileceğine dair önemli ipuçları verdi: “Fiziksel bir yatırımın gerçekleştirilmesi, finansal olarak kolay bir karar değil. Bu nedenle, fiziksel yatırımın gerçekleştirilmesi öncesinde söz konusu yatırımın bir dijital ikizini oluşturmak büyük önem taşıyor. Sanal ortamda oluşturulacak dijital ikiz sayesinde, yapılacak yatırımın verimlilik analizi kolaylıkla gerçekleştirilebiliyor. Aynı şekilde, fiziksel dünyada mevcut tüm iş süreçlerinin optimize edilmesi için de dijital ikiz olanağından faydalanmak mümkün. Bunun yanında, unutmamalıyız ki dijital dönüşümün ilk adımı, insan ergonimisine uygun sistemler yaratmak. Bir fabrikayı en son teknoloji ile donatabiliriz ancak bunlar insanın çalışma koşullarını kolaylaştıracak, verimliliğini artıracak ergonomik çözümler değilse sonuç hayal kırıklığı olabilir.“

Prof. Dr. Emre Alkin: Dijitalleşmenin önünde iki engel var

Fuarın ikinci gününde ana konuşmacı olarak yer alan akademisyen, ekonomist ve yazar Prof. Dr. Emre Alkin ise, “Dijital Dönüşüme Uyum Sağlamak” başlıklı konuşmasında, şirketlere dijital dönüşümün yönetim süreçlerine yansıması konusunda ipuçları verdi. Alkin, dijitalleşmenin önündeki iki engelin, çalışanlardan kaynaklı doğal direnç ve tüm kontrolü elinde tutmakta ısrar eden patron modeli olduğunu ifade etti.

Alkin konuşmasına şöyle devam etti: “Farklı nesillerin çalıştığı kurumlarda dijitalleşmeye karşı bir doğal olarak bir direnç oluşuyor. Bazı mesleklerin yok olacağı, bazı fonksiyonların da yerini yapay zekaya devredeceği bir döneme doğru gidiyoruz. Kurumların bu işin felsefesini doğru anlaması gerekiyor. Bu nedenle kurumlarda bir dijitalleşme lideri olması gerekir. Genelde şirketlerde 3 nesil çalışıyor, hatta yakında 4 olacak. Herkesi tek bir hedef doğrultusunda ortak çalışmaya yöneltecek bir ortam oluşturulması gerek.“

Alkin: Bize patron değil lider gerek

Emre Alkin, dijitalleşmenin bugüne kadar maliyet düşürmek için kullandığını oysa gelir ve verim artırıcı bir unsur olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Kurumların yöneticileri risk yönetimi ve kontrole odaklandılar. Bu durum, 1945-1965 jenerasyonunun her şeyi kendi kontrolünde tutma arzusundan kaynaklanıyor. Biz artık dijital platformları inovasyon üretmek için kullanıyoruz. Şirketler yeni deneyimlerle büyüyorlar. Değer üretmek planlama ile değil deneyim ile mümkün olabiliyor. Hiyerarşik yönetim tarzı, tam dijitalleşmeye giden dünyada başarısız olacak. Çözüm şu: bir “ağ sistemiyle” çalışılması gerekiyor. Bir şirketin ağ gibi çalışmasını istiyorsanız 3 şeye ihtiyaç var. Birincisi ”eğitim”, ikincisi performans gösterenin mükafatlandırılması anlamına gelen “adalet” ve en önemlisi “liderlik”. Lider kontrol etmez, inisiyatif verir. Bu dönemde Patronluk yapmaya çalışanlar başarısız olacak. Bize patron zekası değil, lider zekası gerek. Sevk ve idarede kişinin tecrübesi önemlidir, ünvanı değil. Konuyu en iyi bilen öne çıkıyor. Dolayısıyla hiyerarşik yaklaşımlar başarısızlığa mahkum gözüküyor. Patronlar şirketlerini yaşatmak istiyorlarsa patronluğu bırakıp lider olmayı öğrenmeli. Dijitallikten yararlanmalı”

“TÜRKİYE SANAYİSİ İÇİN GELECEĞİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRME ZAMANI”

Geçtiğimiz yıl başlattıkları Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı ile İstanbul’da sınırlanan sektör buluşmalarına dinamizm kazandıran Bileşim Fuarcılık, bu yıl sanayi alanındaki teknolojik gelişmeleri bir kez daha İzmir’den ülkenin dört bir yanına taşıdı. Bileşim Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Üstün, Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı’nın arkasındaki fikir altyapısı hakkında şunları söyledi: “İş birlikçi robotlardan otomasyona, yapay zekadan sanal gerçekliğe kadar pek çok teknolojik gelişme, imalat sektörünün kaderini değiştiriyor. Fuarımızın temel hedefi, ‘dijital dönüşüm’ olarak özetleyebileceğimiz tüm bu teknolojik gelişmelerin ülkemizde verimli ve yaygın şekilde kullanılabilmesini sağlamak. Bu anlamda bir bakıma dijital dönüşüme rehberlik ediyoruz. Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı yerli organizasyonu olan Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı’nı tam da bu yüzden önemsiyoruz. ‘Hayal Et, Parçası Ol, İşini Geleceğe Taşı’ yaklaşımını öneriyor, katılımcı ve ziyaretçilerimizi bu amaçla bir araya getiriyoruz. Bugün artık Türkiye sanayisi için geleceği gerçeğe dönüştürme zamanı.

İkincisi düzenlenen bu fuara oldukça yoğun bir ilgi var. İzmir bölgesinde beklenilenden daha yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Ziyaretçi yönünden oldukça tatmin edici bir sonuç alıyoruz. Geldiğimiz noktada, endüstri 4.0’dan, makinelerin kendi aralarında haberleşmelerinden, otomatik üretim süreçlerinden bahsediliyor. Bu anlamda burada sergilenen ürünler de bunların bir parçası. Dolayısıyla vatandaşın bulabileceği her türlü ürün var. Katılımcıların çoğunluğu ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından geliyor. Dünyada rekabet edebilmek için üretim teknolojileri oldukça önemli bir konu. Üretimde rekabetçi olabilirsek başarılı olma şansımız var, Türkiye’nin bu anlamda gelişmesi oldukça tatmin edici” dedi.

“ÇAĞA AYAK UYDURAN İNOVASYONLAR İLE BÜYÜYEBİLİRİZ”

Biliyorsunuz ki çağ artık Endüstri 4.0 kapsamına ayak uydurmaya çalışıyor; biz de Alp Mühendislik olarak bunun bir parçası olmak istiyoruz. Amacımız tamamen inovatif projeler yürütüp, müşterilerimizin verimliliğini, hat akışlarının karlılığını artırmak. Şu an özel makina imalatlarımız var bunları proses iyleştirme, robotik otomasyon, görsel kalite kontrol sistemleri olarak sıralayabilirim. Müşterilerimizin verimiliğini artımak için onların rekabet edebilmelerini maksimum seviyeye çıkaracak inovasyonlar yapıyoruz. Dijitalleşme seviyesinde yenilenebilirlik çok büyük bir önem taşıyor. Dolayısıyla çağa ayak uyduran yeni robotik projeler, yapay zekalı projeler için her geçen gün çalışmalarımız artarak büyüyor.

Dünya ile Türkiye’yi karşılaştırdığımda maalesef burada robotlardan bir korku olduğunu görüyoruz. Robotlar acaba işimizi elimizden alacak mı gibi endişeler var. Ancak robotlarla birlikte çağa ayak uydurduğumuz taktirde biz onlara hükmedebileceğiz. Endüstri 4.0 dünyada belli bir yere gelmiş durumda ancak Türkiye daha Endüstri 3.0’da diyebilirim. İnovatif projelerle, bilinilebilirliği ve yenilenebilirliği sağlarsak aradaki farkı kapatabiliriz diye düşünüyorum.

“SANAYİ DİJİTALLEŞTİKÇE VERİLER DE DİJİTALLEŞİYOR”

Mevcut ürünlerimiz, sanayi dijitalleştikçe veri okuma, veriyi analiz etme; çalışan makinaların, operatörlerinin, üretim tesislerinin çeşitli noktalarından veri toplayarak ilerliyor. Biz de sanayiye sunduğumuz ürünlerle bu verileri teknolojinin müsaade ettiği en hassas düzeyde toparlayıp analiz etme yönünde ürünler sunuyoruz. Sektörümüzde bir diğer önemli konu ise, güvenlik. Özellikle ağır sanayide çalışan makinaların kabul görmüş sertifikasyonları mevcut ürünlerimizde. Mevcut ürünlerimizi geliştirmek, daha hassas düzeye getirmek, daha fazla noktadan veri okuyabilir hale getirmek, okuduğumuz veri çeşitliliğini artırmak öncelikli hedeflerimizden. Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri Fuarı’nda sunduğumuz yenilikçi ürünlerimizle öncelikle insan güvenliğini daha sonra makina ve ekipman güvenliğini sağlayan çözümlerle ön planda olmayı istiyoruz.

MİCRO İŞLEMCİ TABANLI BİRBİRİYLE HABERLEŞEN CİHAZLAR

GMT Endüstriyel, micro işlemci tabanlı birbiriyle haberleşen cihazlar üretmek, tasarlamak bu alanda yenilik yapmak amacıyla kurulmuş bir firma. Tasarımı ve üretimi GMT’ye ait PLC grubunun imalatını Türkiye’de yapıyoruz. Bu ürünlerin donanım ve yazılımsal geliştirmeleri tamamen bizim AR-GE birimimiz tarafından yapılıyor. Ocak ayı itibariyle yeni ürünümüz minik PLC’leri piyasaya sunduk. Amacımız, micro işlemci tabanlı bu tarz cihazların üretimini ve tasarımını Türkiye’de devam ettirmek. Endüstri 4.0’a uyumlu cihazlar geliştirmeye gayret ediyoruz. Özellikle belli serilerimizde Endüstri 4.0 ve IoT tabanlı çözümler geliştiriyoruz. Veri toplama amacıyla kullandığımız cihazlarımız var. Bu cihazlarımızla ekonomik çözümler de sunuyoruz. Çok hızlı bir dönüşüm içerisindeyiz, özellikle Türkiye’de dijitalleşme son dönemde büyük bir hız kazandı. Biz de GMT olarak bu duruma ayak uydurmaya gayret ediyoruz. GMT Scada ve GMT Port özelliklerimizle Endüstri 4.0’a uyumlu çözümler üretmeye gayret ediyoruz. AR-GE çalışması devam eden projelerimiz var. Bu alanda Türkiye’de yeni cihazlar geliştirmeye en yakın firmalardan biriyiz. Yakın gelecekte ithal ürünlerin yerini alacak çalışmalarımız olacak. Bu doğrultuda var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

“ENDÜSTRİ 4.0 VERİYİ BULUT SİSTEMLERİYLE ANLAMLI HALE GETİRİYOR”

Siskon olarak asıl faaliyet alanımız veri toplamak. Üretim süreçlerinden, prosesten, kaliteden, üretimden lojistiğe kadar birçok süreçten verileri topluyoruz. Üretim, veri toplama dediğimizde birçok kişinin aklına sadece bir OEE KPI tarafındaki datalar canlanıyor. Ancak bizim bakış açımızda veri toplamak, üretim verisi toplama, ham madde girişinden depoya teslime kadar olan bütün iç süreçlerinden verilerin toplanması ve bu toplanan verilerin müşteri tarafından değil de akıllı bir takım sistematikler tarafından anlamlandırılması önemli.

Çok veri demek verinin depolanması için belli alanların gerekli olması demek. Birden fazla veriyi analiz etmek istediğinizde bulut platformları sizin olmazsa olmazınız oluyor. Bizim ana faaliyet alanımız veri toplama olduğu için şu anda Endüstri 4.0 tarafındaki yönelişimiz veriyi bulut sistemleri üzerinde anlamlı bir hale getirerek ve bir bilgiye dönüştürerek prosese geri bildirim yapmak ve prosesi optimize etmek.

Sektör hızlı bir şekilde ilerliyor. Endüstri 4.0 için yaklaşık 20 yıllık bir ömür biçiyorlar. Yani bu kavramın oturması ve gelişmesi için en az 20 yıla ihtiyaç var. Biz de müşterilerimize ufak da olsa bir adım atıyoruz. Firma ve yöneticiler buna inandıktan sonra geri kalans üreçlerin hızlı bir şekilde devam edeceğini düşünüyorum.